04.08.2017
Künye
İletişim
25.07.2003, 09:42:05 Güncelleme : 07.10.2016, 16:57:48

Yaz sabahlarının keyfinikadınlar çıkarır

Beni kuş sesleri uyandırır... Bakarım karşı çatıda parmağım kadar bir küçük serçe...

Füsun Özbilgen

Sanki ağırlıksız bir canlı, belki 50 gramcık bir yer kaplar bu koca dünyada, kainatta.. Ama o küçücük, yarısı da tüyden oluşan gövdesinden ne kocaman cıvıl cıvıl sesler çıkarır.. Civk civkk civkk bağırışır durur.

Arkadaşı mı, sevgilisi mi, çoluğu çocuğu mu bilemem, yakınlarındaki diğer kuşlar ona cevap yetiştirirler. Karşılıklı bir konuşma bir muhabbet.. Ayy ne güzel bu seslerle uyanmak..

Yaz sabahlarının kış sabahlarından çok ciddi farkları var. Önce gökyüzü gri değildir. Uyandığınızda kesinlikle sarı gün ışıkları odanıza dolmuştur, gökyüzü masmavidir. Olsa olsa bembeyaz kümeler halinde birkaç nazlı bulut dolanır gökyüzünde. Rüzgar varsa bulutlar biraz hız yaparlar.

Aydınlık bir güne uyanırsınız ve genellikle pencereler açık olduğundan sizi kuş sesleri uyandırır.

Yaz günlerinin öğleden sonra yoğunlaşan ve geceye sarkan, insanı bunaltan sarı kara sıcağından eser kalmamıştır. Kısa da sürse geceler, atmosferin bize yakın sıcak katmanlarını şöyle bir buzdolabına sokmuş çıkarmış, biraz serinletmiştir. Yaz sabahlarında, yaz gecelerinin o insanı uykusuz bırakan sıkıcı sıcak havasından eser kalmamıştır. Serin, kuş cıvıltıları içinde aydınlık bir sabaha uyanırsınız..

Uyanınca ilk işim, tembel tembel çiçek sulamaktır. Ben çiçekleri uyandırırım onlar da benim uykumu dağıtırlar.. Sabahın serin saatlerinde serin serin gelen suyu pek sever çiçeklerim. Ben de sabahın güzelliğinde onları severim. Sarı çiçeklerimin solan tanelerini ayıklarım, elime makasımı alır, kararmış olanlarını keserim. Böylece ertesi gün yeni taze sarı çiçekler fışkırır.

Daha sonra güle uzanırım. Gül bahçede, her gün kesmem onu. Dikenlerine karşı elime bir eldiven giyip arada bir solan gülleri keserim, bozulmuş yaprakları ayıklarım.

Güller soldukça kesilmek ister ki yeni filizler versin koncalar yükselsin.

Bir yandan budarken bir yandan da acırım daha bir iki gün önce taptaze dipdiri canlanmış renkleri ve kokusu ile bizi mutlu etmiş gül çiçeğinin bir makas darbesi ile kesilip atılmasına.. Ama doğanının kanunu olarak bunu çiçekçiler sıkı sıkı tembihlemiştir. Solan gülleri bir iki boğum altından kesmezseniz yenileri fışkırmaz..

Doğa niye böyle, eskiyenlere yer yok mu? Yenilere yer açmak için eskiyenler budanmalı mı? Yaşlılar teker teker çekilip yeni gelenlere yer mi açmalı?

Böyle hüzünlü düşünceler kalıcı değildir yaz sabahlarında. Çünkü sabah sabah güzel bir kahvaltı etmenin zamanıdır. Öyle ağır bir kahvaltı değil. Sosisler, salamlar yoktur kahvaltı masasında. Beyaz peynir, siyah zeytin, taze ekmek ve illa ki kırmızı dilim dilim domates. Bazı günler de ekstra rafadan yumurta.

Kahvaltıyı genellikle tek başınıza edersiniz. Evde eğer başka kadınlar da varsa kadın kadına kahvaltı ve biraz dedikodu.

Çocuklar uykudadır. Onlar yaz gecelerinin keyfini çıkarmış, gece yarılarına kadar iyice azmış, yorulmuş, sabah okul derdi de olmadığı için uzun uykulara, derin rüyalara dalmışlardır.. Erkekler ise eğer çalışıyorlarsa çoktan işlerine gitmişler, çalışmayanları ise çocuklardan da daha derin uykularda debelenmektedirler.

Bir tek yaşlı erkekler uyumaz. Onlar –dedeler- ayaktadır ama çoktan kahvaltılarını yapmış sabah yürüyüşlerine çıkmışlardır. Çünkü onlar bilirler zamanlarının azaldığını, bu güzellikleri sabah uykularına feda etmemek gerektiğini. Ya da zaten doğa kanunu öyledir, yaşlıları derin uyutmaz hemen uyandırır..Uyumak isteseler de..

Kahvaltı sırasında biraz da gazetelere bakılır.. Şöyle yaz rehaveti ile haberler de can sıkmaz. Amerika - Irak gibi can sıkıcı haberlerin yanına, günlük dedikodulara malzeme çerez çekirdek haberler yerleştirilmiştir. Tam ABD bizim askerlerinizi niye Irak’a istiyor gibi sinirlere kapılacakken yan taraftaki habere kayar gözünüz. A işte o paçoz manken kızlardan biri öbürünün sevgilisini ayartmış.. Hani o Almanya’dan gelen kız mıydı o? Yok canım öbürü hani şu en azılı çapkınları götüreni..

Ünlü olmak uğruna, kendilerine başka türlü edinemeyecekleri yerleri, özel yaşamlarını kamuoyuna açarak edinmeye çalışan, sayıları 200’ü geçmeyen genç kadınlarla adamların artık ezberlediğimiz yaşamları bir kez daha konuşulur..

- Aa bak Mehmet Ali de karısından boşandıktan sonra yurt dışına bir manken mi götürmüş? Yok o menajerinin sevgilisi miymiş? Aa öyle mi yazıyor aslında öyle değil ben televizyonda seyrettim numara yapıyorlar..

gibi bir yığın gereksiz laf.. Kadın kahvaltılarının çerezi olur sabah sabah..

Ya da akşam gidilen konserde rastladığımız uzak-yakın arkadaşlardan birkaç dedikodu pasyans geçilir.. Bir iki minik telefon dedikodusu da eşlik eder kahvaltılara.. Ne de olsa artık cep telefonluyuz, masada hem kahvaltı hem de dedikoduyu birlikte yapabiliyoruz.

Sonra sıra o gün ne pişirilecek konusuna gelir. Zeytinyağlı hafif yemekler düşünülür genellikle. Çünkü birazdan sıcak basacak, karınlar acıksa bile bazı yemekler ağır gelecektir. Şöyle buzlu cacık, zeytinyağlı dolma, serin yiyecekler ve buzz gibi karpuz düşünülür günün yemekleri olarak.. Akşam mangal mı yakmalı, ne de olsa o iş erkeklerin..

Kadınlar mutfağa yöneldiğinde çocuklar uyanmaya başlamıştır. Toplanmamış kahvaltı masası onları beklemektedir. Üstelik teker teker uyanmaya başlayan çocuklar yaz sabahlarında gürültü patırtı da etmezler. Sabah mahmurluğu ile sakin ve sessiz olurlar. Tam sıkıştırıp öpmelik mahmur yanaklar sizi bekler..

Güneş giderek yükselir. Kuş sesleri azalır.. Artık mutfak işleri tamamlanacak, denize veya havuza gitme hazırlıkları yapılacaktır. Alışveriş, temizlik gibi günlük yaşamın gereklilikleri devreye girmiştir. Yaz sabahının keyfi ve serinliği farkında olmadan silinir. Hayat ritmine girer..

Benim gibi hem kadın hem erkek işi yapmak zorunda olanlar yani hem evi döndürüp hem de o evin döneceği geliri kazanmayı bir arada yapanlar, ev işlerini yoluna koyup bir yandan da üst katta bekleyen açgözlü bilgisayarı doyuracak malzemeyi, akşam yemeği ile aynı anda düşünmeye başlar.

Bazen günlük ritme kendimi teslim etmeden önce şöyle düşünürüm..

Ayy bu sarı sıcak gün biran evvel bitse, bu bizi bekleyen uzun yaz gecesi de çekip gitse de yarın sabah olsa.. Şöyle sessiz sakin ve serin.. Yaz sabahlarının keyfine doyamadığım için gelir yerleşir içime bu duygu.. Gün içinde unuturum gider, sabah kuş cıvıltıları ile uyanana dek..

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......