01.08.2017
Künye
İletişim
29.01.2017, 17:56:11 Güncelleme : 29.01.2017, 18:27:52

Oscar 2017: 26 Şubat’a kadar izlemeniz gereken üç film!

2017 Oscar’ı için 26 Şubat’a kadar izlemeniz gerek üç filmi Haldun Armağan yazdı. İşte o filmler...



OSCAR 2017: 26 ŞUBAT'A KADAR İZLEMENİZ GEREKEN ÜÇ FİLM

HALDUN ARMAĞAN

Oscar adayları listesi aynı zamanda bir önceki yıla ait sinema dökümü demek; her ne kadar tüm dünya sinemasını kucaklama iddiası taşımasa da, ana hatlarıyla geniş bir tablo sunuyor. Hepsinden önemlisi sene başında izleyip unutulmuş, ya da kısa süreliğine bir kaç salonda gösterilip yerini gişe garantili filmlere bırakmış önemli yapımların hatırlanmasını sağlıyor.

Örneğin "Moonlight" 2016'nın en iyi filmlerinden biri olmasına rağmen, gösterildiği dönemde ancak fısıltı gazetesi sayesinde biraz toparlanabilmişti. Gişe açısından yapımcılarının yüzünü güldürmesi Altın Küre ödülleri sayesinde oldu.

26 Şubat'ta açıklanacak Oscar ödülleri öncesi listeden seçtiğim bazı filmleri öncelik sırasına almanızı öneriyorum. Arrival, Moonlight, Aşıklar Şehri/La La Land: 2016 sinema sezonunu anlamlı kılan, ayrıca Oscar gecesinde fazlasıyla iddialı olan üç film.



Arrival: Yönetmen Denis Villeneuve ve son filmi "Arrival" kısaca şöyle tanımlanabilir: Zekası ve vizyonu müthiş bir yönetmenin usta işi bilimkurgusu. Uzaylılar iletişim kurmak ve insanların geleceğine ilişkin işbirliği yapmak amacıyla dünyanın belli yerlerine konuşlanır. Uzaylıların dünyayı ele geçirmesi, dünyalılar karşı savaş başlatması benzeri kalıplardan beslenmeyen hikaye, iki ayrı evrenin birbiriyle tanışma çabasına odaklanır.

Esasında, "Interstellar" filminde verilmek istenen ancak bir yere kadar başarılı olan "zaman algısı" mesajı bu filmin de temel meselesi. Zaman ve mesafe kavramlarını "doğrusal" çizgide algıladığımız için geçmiş, şimdiki zaman ve geleceği hep yaşanıp bitirilen ve birbirine eklenen anlar olarak düşünüyoruz. Bir de bunun tam tersinin doğru olduğunu düşünelim ki uzaylı ziyaretçilerin (ve Arrival filminin) söylemek istediği bu: İçinde yaşanılan an, aynı zamanda gelecek ve geçmişle bir bütün ise?

Denis Villeneuve son dönemin en önemli yönetmenlerinden biri ve tıpkı Christopher Nolan gibi ne çekerse çeksin koşa koşa gidip izlemeye hazırım.




Moonlight
: 2016'nın en incelikli filmi; hayatın kendisi kadar yalın ve bir o kadar yürek burkucu. İnsanın kendisi gibi olmak uğruna toplumla, ailesiyle ve bizzat kendisiyle mücadele etmek zorunda kalması adeta bir gerçek hayat belgeseli tadında anlatılıyor.

Toplumun kökenleri ne olursa olsun, sürünün bir parçası olmayı reddetmek ve bu algıyla hareket etmek yetmiyor, bunun üzerine bedel üstüne bedel ödemek gerekiyor. Bu gerçekliği bir de siyah kültürünün bir parçası olmak bağlamında dile getiren "Moonlight" bilinmedik birşey söylemiyor belki, ancak bugüne kadar hiç erişilmemiş bir hikaye olgunluğu, görsel bütünlük ve tarifsiz bir incelikle beyazperdeye aktarıyor.



La La Land/Aşıklar Şehri:
İlk başlarda kimse Aşıklar Şehri/La La Land gibi bir müzikalin bu denli sıçrama yapmasını beklemiyordu. Altın Küre ödülleri bu anlamda Aşıklar Şehri'ni de yukarılara taşıdı. Ama bu sürpriz bir başarı değil, tam tersine özenle hazırlanmış kurgusu ve oyunculuğu ile tam bir modern zaman müzikali. "Batı Yakasının Hikayesi" geleneğinden gelmekle birlikte, müzikalitesini 21. yüzyıla adapte eden "La La Land" özü itibariyle hayatın gerçekleri karşısında aşkına ve tutkularına sarılarak ayakta kalma hikayesi. Bir bakıma hem masalsı hem de fazlasıyla gerçekçi.

Müzikallerin arka planını oluşturan masalsı dünyanın yerini bu kez Los Angeles şehri alıyor. Yönetmen Damien Chazelle çok akıllıca bir seçimle "masal anlatma" üzerine inşa edilmiş Hollywood stüdyoları üzerinden kendi masalını anlatıyor. Oyuncu olmak isteyen, bunun için garsonluk dahil akla ne gelirse yapan, tam "başardım" algısına kapılmışken değersiz bir eşya gibi kapı önüne bırakılanlar... Hayal kırıklıkları, tükenmişlik, ayakta kalma mücadelesi ve aşkın gücü. Herşeye rağmen mutlu son klişesine de sığınmayan "La La Land" finalindeki gerçekçi tavır bütün hikayeyi deyim yerindeyse bir üst seviyeye taşıyor.

Ryan Gosling ve Emma Stone, ikisi de profesyonel anlamda müzisyen değilken, enstrüman çalma, dans ve şarkı söyleme dahil hiçbir bölümde dublör kullanmayıp, ("imkansız" kavramını tamamen ortadan kaldıran Hollywood teknolojisine rağmen) gerçek oyunculuk kumaşının nasıl olması gerektiğini gösteriyorlar.

OSCAR SEÇİMLERİM

En iyi film: Arrival - Moonlight

En iyi yönetmen: Denis Villeneuve (Arrival) - Barry Jenkins (Moonlight)

En iyi erkek oyuncu: Ryan Gosling (La La Land)

En iyi kadın oyuncu: Natalie Portman (Jackie)

En iyi yardımcı erkek oyuncu: Michael Shannon (Nocturnal Animals) - Mahershala Ali (Moonlight)

En iyi yardımcı kadın oyuncu: Viola Davis (Fences)

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......