01.08.2017
Künye
İletişim
07.01.2004, 09:42:05 Güncelleme : 07.10.2016, 01:41:06

Kültürde A-B-C gruplarımız

Peki ya evden çıkınca ne yapıyoruz ve sonra...

Füsun Özbilgen

Türk insanı evinden dışarı çıkınca ne yapıyor?

1- İşe gidiyor (Ofis, fabrika, tarla vs)

2- Alışverişe gidiyor

3- Hastane, okul, dershane gibi zorunlu yerlere gidiyor

4 - Sokaklarda aylak aylak geziyor

5- Kahvehane (erkekler) ve cafe’lere (gençler ve kadınlar) gidiyor

6- Pikniğe gidip mangal yakıyor.

7- Meyhaneye gidiyor kafa çekiyor..

8- Camiye gidiyor ibadet

Peki en az nereye gidiyor?

1- Sergilere galerilere gidiyor (Yeni sanat eserlerini, akımlarını izliyor)

2- Müzeye gidiyor ( Tarihine ve geçmiş sanatlara ilgi duyuyor)

3- Tiyatrolara gidiyor ( Sahne sanatlarını izliyor)

4- Konserlere gidiyor (Günümüz sanatçılarını izliyor)

5- Sinemaya gidiyor (Vizyona giren son filmleri takip ediyor)

6- Dans bale opera kaçır-(m)-ıyor.

7- Festivallere gidiyor (Belediyelerin festivallerindeki pop müzik konserlerini parasız izliyor)

En azların içinde de elbette sıralama var. Mesela en azların içindeki en çoklardan biri sinemalar. Sanat ve kültürlü ilgili olarak en iyi izlenenler sinemalar. Özellikle gençler sinemalara gidiyor. Yine de Türkiye ölçülerine göre çok. Çünkü mesela bir filmi İtalyada 3,5 milyon kişi izlerken Türkiye’de bu sayının 1,5 milyona varması harika bir sonuç olarak kabul ediliyor.

Tiyatrolara gelince.. İstanbul’da en çok izlenenler şehir tiyatroları.. Çok ucuz ve pek çok semtte dönüşümlü olarak A ve AB ve hatta C grubu seyirciyi çekecek oyunlara yer veriyor. 6 milyon liraya sinema biletinden ucuz ve bu yüzden bir ay önceden biletleri kapışılıyor. Ancak özel tiyatroların bu seyirciyi bulduğunu söylemek zor. Yine de aynı oyunda aynı sahnede bütün bir sezon tümüyle dolu özel salonlar var.

Müzeler.. Bizim müzeler sanki yabacılar ve turistler için. Tarihle ve sanat tarihi ile ilgilenen insan sayımız çok az. Okullar ve öğretmenler götürürse gençler ilgileniyor.. Müzelerimiz genelde boş. Hele yurt dışındaki müzelerle karşılaşırıldığında. Bodrum’a giden A grubu içinden bile kaç kişi dünyanın en son müzecilik anlayışını yansıtan su altı müzesini ya da giydirilmiş kemikleri ile Prenses Ada’yı görmeye gidiyor?

Reklamcılar Türk halkını çeşitli gruplara ayırıyorlar.

A grubu en yüksek harcama grubu. Aylık gelirleri 20 bin dolar ve üstü olan aileler..

AB grubu üst orta gelir grubu. Bunlar da aylık geliri 5 bin ila 20 bin dolar arası aileler.

B grubu orta gelir grubu. Aylık gelirleri 2 bin ila 5 bin dolar arası aileler.

BC grubu alt orta gelir grubu: Aylık gelirleri bin ile 2 bin dolar olan aileler.

C grubu alt gelir grubu :Aylık gelirleri 200 ila bin dolar arası aileler.

D grubu : Aylık geliri 200 doların da altında olan aileler..

Türk halkının yüzde 80’lik bölümünün D ve C grubu ailelerden oluştuğu biliniyor. Geri kalan yüzde 20 ise A grubu ile B ve C grubu arasında sıralanan aileler.

Kültür ve sanat denilice, A ile B gruplarının kültür seviyesi baz alınıyor. Galerilerde sergilenen 1500 dolarlık bir tablonun ya da müzayedede satılan 5bin dolarlık bir eski tablo veya objenin C grubu tarafından alınamayacağı zaten belli. O yüzden neden galerilerimiz dolu değil diyemeyiz. Alamayacağı obje ile ilgili bir kültür geliştiremiyor elbette o gelir grubu.

Konserlere gelince.. TV’den izlediği popüler şarkıcıların konserleri hele bir de festival diye veya bir şirket sponsorluğunda parasız olarak semtine gelirse insanlar koşa koşa gidiyorlar. Ama salonlarda biletle satılan klasik müzik, popüler olmayan ama çok sesli müzik yapan sanatçıların konserleri ise ancak A ve AB grubu tarafından izleniyor. İstanbul Müzik Festivali, Borusan Filarmoni konserleri, Akbank Oda Orkestrası gibi çok özel ve büyük emek ve para harcanarak düzenlenen konserlerin müşkerisi ve meraklıları belli ve hemen hepsi birbirini tanıyor. İstanbul’da 10bin civarında klasik müzik konseri izleyicisi olduğu tahmin ediliyor.

Babylon gibi Nardis Jazz Kulüp gibi geceleri renklendiren özel klüpler de hafta sonları tıklım tıklım ama tabii belli sayıda caz sever dolduruyor bu salonları.

Dans, opera, bale zaten çok az yapılıyor Türkiye’de ve bu etkinliklerin seyircisi de belli. Anadolu Ateşi ile dans ve folklor karması bir gösteri daha geniş seyirci bulmaya başladı ve Hürrem Sultan’a kadar devamı geldi. Seyirci kezimi genişledi.

Kültür ve sanatı biletle izleyenler, bu konuda bilgi ve görgü sahibi olan ve etkinlikleri takip edip, haberdar olup biletini satın almayı bilenler. Bir de yeni yetişen kuşaklar, özellikle de üniversite öğrencileri kültür ve sanatla çok ilgili, ama parasızlık gibi önemli bir sıkıntıları var..

Şimdi gelelim zurnanınn zırt dediği yere.. Yani yüzde 20’lik kesime, Yani C grubu üstünde kalan yüzde 20’ye. 60 milyon insanın yüzde 20 si aslında fena bir sayı değil. 12 milyon insan yapar. Bu 12 milyonun 4 milyonunu hasta çocuk, yaşlı gibi düşelim. 8 milyon insan var ki hemen hemen Avrupa’da küçük bir ülkenin nüfusu. Peki bu nufus nerede? Yunanistan, Danimarka, Belçika, Hollanda gibi ülkelerin gelir düzeylerine ulaşmış ve bu ülkelerin tüm nüfusuna eşit sayıdaki bu 8 milyon kadar insanımız neden o ülkelerde olduğu gibi galerileri, müzeleri, konserleri, sinemaları, tiyatroları doldurmuyor?.


Yanıtı galiba şurada:

Bizim A grubu, B grubu AB grubu gibi üst gelir gruplarımızın insanları, parasal olarak, gelir olarak bu gruplarda yer alsalar bile, henüz kültür olarak bu gruplara yerleşemiyorlar.

Türkiye son 30 yılda göçlerle çok hızlı bir altüst oluş yaşadı. İhtilaller iktidar değişiklikleri, büyük yolsuzluklar ve soygunlarda her iktidar kendi zenginlerini çok hızlı yarattı. Bir iki nesil geçmeden bazı aieler hızla çok para sahibi oldu ama aynı hızla kültür ve eğitimden geçemedi.

Bu yüzden bu hızla zenginleşen ailelerin şimdi yurt dışında okuyan ikinci kuşakları filan kültürle ilgileniyorlar. Yeni zengin kuşaklar 30 yıl önceki orta gelir gruplarını kadar bile sanat ve kültürden anlamıyor. Yani eski öğretmen, memur, kentli ailelerin gittiği gibi tiyatrolara gitme, kitap okuma, yeni yayınları izleme,kentin sanat ve kültür yaşamından haberdar olma, konserleri kaçırmama gibi kavramlar o kuşaklarla birlikte yaşlandı.

O kuşaklar emekli oldular, yaşları çoğaldı, gelirleri daha azaldı ve kültürel etkinlikleri izlemez oldular. Yeni oluşan üst gelir grupları ise kültürel anlamda üst gelir gruplarını oluşturamadılar.

Yeni kentlileşen grupların kültür ve sanat olaylarına ilgileri yavaş yavaş oluşuyor. Mesela İstanbul Şehir Tiyatrolarına artık türbanlı kadınlar da geliyor. Demek ki, eskiden tiyatrolarda pek raslanmayan yeni gruplar tiyatroya ilgi duymaya başlıyor.

Sinemalar zaten her gruba açık. TV etkisi ve kültürü ile yok olmaya yüz tutan salonlar ve halkın nabzını tutan Vizontele gibi filmlerle canlanıyor.

Türkiye’de son üç kuşak içinde dünya çapında zenginleşen Sabancı ailesinin, hat sanatı ile ilgili dünyayı dolaşan sergileri, ya da Sakıp Sabancı’nın Atlı Köşkü’nü müzeye dönüştürerek Sabancı Üniversitesine bağışlaması ise A grubunun en üstüne çıkan bir ailenin daha ikinci kuşakta kültürel anlamda da A gubu işlere imza attığını gösteriyor. Ancak elbette A grubunun en tepesindeki ailelerin bile, çevrelerine cafcaf yapacakları düğün derneklerine yine de İbo ya da Hülya Avşar gibi şarkıcıları davet ettikleri ve bunlarla eğlendikleri de bir Türkiye gerçeği. A grubunun pek azı Ecacıbaşı ailesinin kültür seviyesini yakalayabiliyor.

Yani bu kadar laf yazıp ne demeye çalıştık?

1- Türkiye’de kültür ve sanat pek hızlı gelişemez çünkü bu ürünleri üretecek ve tüketecek halkın yüzde 80’i külüre ve sanata harcama yapamayacak kadar az kazanıyor.

2- Bu konuda harcama yapabilecek kesimler yani üst gelir grupları da henüz gelirlerinin karşlığı olan kültür seviyesine ulaşmış değil çünkü gelir dağılımı çok hızlı değişti. Paraya kavuşanlar kültür ve sanat eğitimi alamadı. Almış olanlar da yaşlandı ve azınlıkta kaldı.

3- Yine de gidişat umut verici. Hızlı kentleşme sonucu son 20- 30 yıl içinde kentlere gelenlerin çocukları yetişiyor. TV kültürü ise bu kesimleri popüler kültürle tanıştırsa da yine de dünyaya gözlerini açıyor. Futbolda nasıl dünya üzerinde konuşulmaya başlandıysak, eğer dikkatleri sanata ve kültüre yönlendirecek büyük ulusal bir politika izlersek, (ve de sanatın da para ettiği öğrenilirse), futbolda nasıl yıldız oyuncular çok kazanıyor ve seyirci de parayı bastırıp sahalara koşuyorsa) sanatta da aynı ilgi oluşturulabilir. Yıldız sanatçılar çok kazanır, sinema, tiyatro salonları dolar taşarsa, o zaman sanatta da dünya çapında olmaya dünyada adımızdan söz ettirmeye başlarız.

4- Bugün popüler olan Sertab, Fazıl Say, İdil Biret, Orhan Pamuk gibi dünya çapında adından söz ettiren sanatçılarımız, ressam, yazar çizerlerimizin sayısı hızla artar..

5- Dünyanın 20. büyük ekonomisinin hedefi dünya sanat ve kültüründe ilk 20 içine girmek olmalı.

Ekonomide B grubuna girdiysek eğer, yaşama kalitesinde, kültürde ve sanatta da B grubuna girmemiz gerekiyor.

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......