08.06.2018
Künye
İletişim
15.12.2002, 11:19:41 Güncelleme : 30.09.2016, 18:14:56

Hüsamettin Koçan’dan Yaşar Kemal’e çamurdan bir armağan...

Koçan’ın köyüne armağan ettiği Baksı Müzesi’nin sergilendiği yemekte, Yaşar Kemal, Koçan’dan topraktan yapılmış tablosunu alınca şaşırdı ama hoş bir yanıt verdi.

Füsun Özbilgen/ İzlenimler

Bir cumartesi akşamı, Acıbadem'deki Güzel Sanatlar Fakültesi'nin koridorlarında o kadar çok sanatsever ve sanatçı vardı ki anlatamam. Hüsamettin Koçan'ın 'çok sınırlı bir davet vereceği' ve benim de davetli olduğum söylendiğinde, 20 - 25 kişi olacağımızı düşünmüştüm. Elbette Hüsamettin Koçan'ın o müthiş çevresi ile en dar davetinin ancak 150 kişi kadar daralabileceğini akıl edememiştim.

Baksı Müzesi'nin son aşamalarının tanıtımının, çok şık bir biçimde sadece duvarlara asılı dev panolarla yapıldığı davetin tüm ayrıntıları, (ikram edilen yemekten, üzeri özgün baskılı peçetelere kadar) özenle düşünülmüştü.

Bir cumartesi akşamı taa karşılardan yani Avrupa yakasından, Acıbadem'e gelmenin kendisi için Paris'e gitmekten daha zor olduğunu söyleyen Doğan Hızlan bile, önce yemekte ne olduğunu öğrenmiş ve kendi deyimi ile 'o iğrenç ördöv tabağı' olmadığını anlayınca, davetlerde her zaman yaptığı gibi erkenden tüymeyip, kokteylden sonraki yemeğe de kalmaya karar vermişti.. Acıbadem'e gelmenin Paris'e gitmekten daha zor olduğunu söyleyenlerden biri de Gurup7'nin başarılı yöneticilerinden Cengiz Turan'dı.

Peki bu insanları buraya çeken cazibe neydi? Elbette ki Hüsamettin Koçan'ın o tükenmez enerjisi ile yarattığı çekim kuvvetiydi.

Koçan, yemekte yaptığı kısa konuşmada insan yaşamının 'hayallerini gerçekleştirme fırsatı' olduğunu söyledi. Gerçekten hayallerine koşan ve bunları gerçekleştirmek için gerekli enerji ve zekayı kendisinde bulan özel insanlardan biri Koçan. Onun için herkes onu izlemeye devam etmek istiyor ve Acıbadem'e severek geliyor. Ben o semtte 15 yıldır oturduğum için Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Koçan'ın yönetiminde nasıl çiçek açtığını yakından izleyenlerdenim.

Neyse lafı uzatmayalım. Gelelim çamurdan daha doğrusu topraktan tabloya. Yaşar Kemal o akşam bütün şıklığı ile ve yeni eşi ile zayıflamış, dinç ve dinamik bir biçimde Baksı Müzesi'ne destek vermek için oradaydı. (Eh Anadolu'yu benliğinde ve yapıtlarında yaşatan bir yazarın, Anadolu'ya bir Halk Sanatları Araştırma Uygulama Merkezi kazandıracak sanatçıyı desteklemesinden daha doğal ne olabilir.) Yaşar Kemal, (anladığım kadarıyla) daha önce Koçan'la bir konuşmalarında (topraktan da tablo olur mu?) demiş. İşte Cumartesi akşamı Yaşar Kemal'in karşılaştığı sürpriz, topraktan yapılmış kendi portresiydi. Hüsamettin Koçan (yakından inceleyemedim, nasıl yaptı, malzemeyi nasıl kullandı bilemiyorum ama) çamurdan yaptığı Yaşar Kemal tablosunu Yaşar Kemal'e armağan etti.

Ünlü yazarımız Yaşar Kemal de şaşırdı, sevindi ve dedi ki: (Teybe almadım ama uzaktan duyabildiğim kadarıyla)

'Bir yazarın tablosunu yaparak bu ülkeye armağan ettiğin için teşekkür ederim.' Elbette tevazu yok bu sözlerde, ama düpedüz gerçek var. Yazarlarımızın o kadar az portresi ve tablosu var ki elimizde. Koçan bu konuda da güzel bir adım atarak başlangıç yapmnış oldu.

(Bu arada Hüsamettin Koçan'a da bir not: Bu yazıyı yazarken internet sitemize bir Koçan fotoğrafı koymak istedik. Elimizde fotoğrafı olmadığı için net'te aramaya giriştik. Yahoo'da Koçan ile ilgili tam 525 adet haber var. Bu bir rekordur. Ama bu 525 sitede bir tane bile Koçan fotoğrafı yok.Bu da bir başka rekor olsa gerek. Koçan'ın pek çok eserinin fotoğrafını bulduk ama bir tane bile kendi fotoğrafını bulamadık. Bu kadar da tevazu olmaz doğrusu. Hüsamettin Bey hemen kendi çalışmaları ve yaşamı ile ilgili bir web sayfası oluşturmalı ve lütfen artık bir fotoğrafını da bu siteye koymalı. Yakışıklı bir insan ayrıca, hani öyle fotoğrafını görmek istemeyecek, çekinecek bir yüzü yok) Bu arada Zülfü Livaneli'nin hiç konuşmadığını ve sessizce yemeğini yediğini de kaydedeyim.. Ötedenberi medyatik olmayı seven yeni milletvekilimiz bu kez neden suskundu anlayamadım doğrusu. Yoksa Deniz Baykal ona konuşma yasağı mı koydu? (Şaka şaka)

Bu arada masadan küçük bir 'yürütme' yaptığımı da itiraf edeyim. Özenle hazırlanmış şık yemek masalarının üzerinde minicik öküz heykelcikleri duruyordu. Yanımda oturan Yüksek Mimar Sinan Genim hocamızın eşi ile bu heykelcikleri konuşurken dedi ki: 'Çok güzel ben bir tanesini yürüttüm. Sen de önündekini yürüt.' Şaşırdığımı görünce güldü. Meğer bu heykelcikler Baksı köyü kadınlarının özgün el yapımları imiş ve zaten masanın üzerine bizlerin yürütmesi için yani küçük bir armağan olarak konulmuş. Ben de yürüttüm bir tane.. Baksı kadınlarına ve emeklerine sevgi ile teşekkür ediyorum.

Bu gecenin elbette önemli bir amacı vardı. Bu muhteşem projeye katkı sağlamak. Yani parası olan işadamlarımız ve sanatvever insanlarımızın ellerini biraz ceplerine atmaları. Karşılığında da küçük armağan vardı tabloların özgün baskılarından oluşan.

Her zaman değilse de arada bir tutan salaklığım ile, bir büyük dosya halindeki bu özgün baskıların armağan olduğunu zannettim. Bana hangi duvardaki grubu istediğim ya da her iki grubu birlikte mi istediğim sorulunca, elbette tümünü seçtim. Ama bunların tümünün 4 milyar lira olduğunu öğrenince (benim o kadar param yok ki) diyerek vazgeçtim. Eh benim de katkıda bulunacak param yoksa bile bu önemli projeyi duyurarak katkıda bulunma gücüm var. Ben de işte şimdi onu yapıyorum. Hüsamettin Koçan'ın doğduğu topraklara armağan edeceği Baksı müzesine parası olan insanların katkı sağlamasını öneriyor ve duyuruyorum.

Bunlar benim izlenimlerim... Haberin ayrıntılarını da aşağıda okuyabilirsiniz...

‘Tılsımlı Eller’ müzeye hayat verecek.. Marmara Üniversitesi’nde açılan disiplinler arası 11 sergi içinde yer alan ‘Tılsımlı Eller’ başlıklı serginin geliri Bayburt’un Bayraktar Köyü’ndeki Baksı Müzesi Halk Sanatları Araştırma Uygulama Merkezi’nin inşaatında kullanılacak.

Müzenin 1 trilyon liralık maliyetinin 500 milyar lirasının sponsorlardan sağlanacağı, 500 milyar lirasının ise Prof. Dr. Hüsamettin Koçan tarafından ve sanatçıların eserlerinden elde edilen gelirden karşılanacağı bildirildi.

Marmara Üniversitesi (MÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi’nde disiplinler arası 11 sergi açıldı. Üniversitenin konferans salonunda düzenlenen açılış töreninde konuşan Dekan Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Anadolu Yakası’nda alternatif bir sanat merkezi olduğunu kaydetti.

Açılan 11 sergi içinde yer alan Ana Galeri’deki ‘Tılsımlı Eller’ özgün baskı resim sergisinin kendisi için ayrı bir anlamı olduğunu belirten Prof. Dr. Koçan, bu sergiden elde edilecek gelirin, doğduğu yer olan Bayburt’un Bayraktar Köyü’ndeki Baksı Müzesi Halk Sanatları Araştırma Uygulama Merkezi’nin inşaatında kullanılacağını söyledi.

SANATÇILAR ELELE

Kendisinin öncülüğünde inşaatına başlanan müzenin inşaası için 19 sanatçının dayanışma gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Koçan, müzenin amacını şöyle anlattı: 'Geleneksel kültürü geleceğe taşıyarak kuşaklararası bağı korumak. Sanatı, Doğu Anadolu’ya götürerek insana ve sanata bir soluk alanı açmak. Gurbetin ve göçlerin açtığı ekonomik, sosyal ve kültürel yaralara merhem olmak, bölgedeki yaşamın kalitesini artıran araştırmaları ve uygulamaları başlatmak. Orada doğdum. Öğrendiklerimi ve düşündüklerimi doğduğum yere taşımak istiyorum.'


SERGİLER

27 Aralık Cuma gününe kadar açık kalacak sergiler şunlar:

-Baksı Müzesi Tılsımlı Eller özgün resim sergisi.

-Halim Kulaksız’ın Işık ve Renk fotoğraf sergisi.

-Kadıköy Belediyesi işbirliğiyle yapılan Halitağa Caddesi Yayalaştırma Projesi Heykel Yarışması Sergisi.

-Grafik Bölümü Öğrenci İşleri Tasarım Sergisi.

-'2002’den 5 iz' Sergisi.

-Etnoğrafik Tekstiller Sergisi.

-Günümüz El Sanatlarından Örnekler Sergisi,

-Temel Sanat Eğitimi 'Nokta, Çizgi, Işık' Öğrenci İşleri Sergisi.

-İç Mimarlık 'Hacim' Tasarımı Öğrenci İşleri Sergisi.

-Endüstri Ürünleri Öğrenci İşleri Tasarım Sergisi.

-Öğrenci İşleri Seramik-Cam Sergisi.

Prof. Hüsamettin Koçan önderliğinde Bayburt’un 1550 mt. Rakımlı, 500 nüfuslu Bayraktar Köyünde kurulacak Baksı Sanat Müzesi, Doğu Anadolu’da türünün ilk örneği olacak.

Bayburt’ta Soğanlı Dağları karşısı, Çoruh Vadisi yamaçlarındaki Bayraktar Köyünde 10.000 m2 alan üzerinde kurulan sanat müzesinin adı Baksı.

Baksı Sanat Müzesi, insanoğlunun öyküsünün kesintiye uğramaması, geleneğinin yok olmaması amacıyla bir direnç noktası olarak yükseliyor. Baksı Sanat Müzesinin merkezde değil de Kenarda yükselmesi, entelektüel hayatın sadece merkezlerde kapalı kalmasına karşı bir duruş, bir tavır.

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...