30.07.2017
Künye
İletişim
28.01.2017, 23:45:17 Güncelleme : 28.01.2017, 23:46:08

Hürdem Gürel yazdı: ’’Bakın Berlin’de neler oluyor...’’

Hürdem Gürel Berlin’den okuyucularına sanathaber.net’deki ilk yazısıyla seslendi. ’’Bakın Berlin’de neler oluyor...’’




BAKIN BERLİN’DE NELER OLUYOR...

Hürdem Gürel


Merhaba Sevgili Okuyucular,

Almanya’nın başkentinden sizlere kültür haberleri göndermek benim için yeni bir deneme. Yani, bir oyuncu olarak, oyunculuk eğitimi almış birisi olarak, yazı işlerine karışmak, benim yapabileceğim işleri aşmıyor mu?

Hayır! Çünkü oyuncunun görevlerinden birisi de, etrafında neler olup bittiğini izlemek ve... Evet, oyunculuğuna katmak.

Eğer izlediğimi birilerine anlatıyorsam, gördüklerimi bir süzgeçten geçirerek ikinci kez yaşıyorsam, bu sefer değişik açılarından bakarak yaşanmasına izin vermiş oluyorum.

Kısaca, bir deneme bu! Bir gösteriye doğru adımlar atmak gibi. Adımlar ne kadar değişik yönlü olursa, gösteri de o kadar zengin bir birikimden yararlanabilir.

Benim size gönderebileceğim kültür haberlerine işte böyle yaklaşıyorum - bir gösteriyi hazırlar gibi-  Kolayca yazacağım, "zengin bir birikim" bana göre ne olabilir?

Almanyada yaşamak, burada doğmuş Türk kökenli birisi olmak , Alman çevremdekilerin dediğine bakılırsa, bir zenginlikmiş. Türk çevremdekiler de bunu böyle yorumluyor. Türkiyedekiler de. Yani iki dille yetişmek, iki ayrı kültürle gelişmiş olmak...  Çok araştırılmış bir konu... Derinliğine girmek isteyenlere bir çok uzmanın eserlerini önerebilirim...

Zenginliğin yanı sıra dezavantajları yok mu peki? Elbette var... Sorular da çoğalıyor... Türk kökenim... Almanya’nın kişiliğime verdiği özellikler... Bu sorularla karşılaşınca dünyanın her bir yerinde binlerce, milyonlarca kültür soru ve sorunları yaşandığını görüyoruz... Ve belki de bu doğal gelişmelerin bir noktada çarpışmalarında yer aldığını izliyoruz...

Bir oyuncunun görevi bu çatışma noktalarını analiz ederek, sorular sormak ve seyirciye yeni bir bakış açısı sunmak değil mi? Ne gerek var buna? Zamanımızı daha somut işlerle doldurup, zaten zorluklarla dolu olan hayatımızı daha verimli geçirelim derseniz, meselâ para kazanarak, üretimleri, tüketimleri sağlayalım - zamanımız ve olanağımız-  varsa eğer... Derseniz... Eh, tabii ki... İşte bu da bir bakış açısı... Neyse şimdilik bizi, sizi bırakalm...  Birlikte Berlin’de neler oluyor , beraber bir gezelim...

Meselâ geçen hafta: Gorki Tiyatrosu’nu bilir misiniz?... 1827 de bir şan (Chant) akademisi  (Sing Akademie) olarak kurulmuş... Tarihinde duvarın örülmesi var... Batı ve Doğu Almanya’nın kültür politikası...  Ben 80’lerin doğu tiyatrosu yorumlarına seyirci olarak bir kaç kez BE ye giderek (Berliner Ensemble) tanık olmuştum... 2004 te de Gorki de Berthold Brecht in torunu Johanna Schall’den  dedesinin bir oyununun yorumunu görmüştüm. Hangi oyunuydu? Üç Kuruşluk Opera ... Yazmasam şimdi unutmuş olabilirdim... O günden bu yana Gorki de bir çok oyun seyretmişim ve duvarın yıkılmasından sonra Armin Petras in yönetiminde bir çok beni etkileyen oyun vardı. Birisi Tolstoy’un Anna Karenina sının oyunlaştırılması... Genç, coşkun ve çok yetenekli bir kuşağın oyuncular birliği (ensemble)... Petras’ın kendi yönetmenliğinde... Enerji fışkırıyordu. Gülünüyor ve ağlanıyordu... Seyirci büyülenmiş bir şekilde eve dönüp mışıl mışıl uyuyup ertesi gün işine gidiyor... Ve bu sadece orta derecede çok fazla sükse yapmış olan bir oyun değildi.... Petras Stuttgart´a gitti... Ve 3 yıl önce başlayarak Shermin Langhoff ve Jens Hillje bu tiyatronun yönetimini sürdürüyorlar... Daha doğrusu yönetimine yeni bir çizgi katıyorlar... Topluluk bir kaç eski oyuncunun dışında değiştirilmişti...  Yeni topluluğu bir çok konuk oyuncunun yanında cesur, yeniliğe açık yine genç bir nesil oluşturuyor - Shermin hanım bu yeniliğe, bir isim takmıştı: Postmigrantisches Theater, yani göç-sonrası tiyatrosu... Bugün bu tiyatroda çalışanların %80’i yabancı kökenli... Ve tiyatro’nun çok yönlü programnı çoğunlukla genç bir seyirci ortam tıklm tıklım dolu gösterilerde izliyor... Geçen yıl Almanya’nın en iyi tiyatrosu onlar seçildi... Tiyatro devamlı bir bülten yayınlıyor... Yazılarını Mely Kıyak  hazırlıyor -genç ve yetenekli bir yazar - Bir iki aydır da ikinci bir iki dilli bülteni  de Türkiye’nin, Cumhuriyet Gazetesi’nin eski genel yayın yönetmeni...  Adını bilirsiniz artık...

Geçen hafta Can Dündar yine tıklım tıklım dolu olan salon da (dışarda sıkı kontrolden giremeyenlere ekrandan seyretme olanağı sağlanmıştı)... Hrant Dink’in ölümünün 10. yılı anma töreninin sunuculuğunu üstlendi. Ermeni kökenli olan, barışı savunan gazetecinin hayatını iki oyuncu ve bir piyanist eşliğinde anlattı. Bir anlatıcıyı dinliyoruz. Hepimiz. Almanı almanca üst yazılarını okuyarak, ingilizi ya da ingilizceyi bilenler diğer ikinci üst yazıyı izleyerek... Eh Türk ve Ermeni kökenlisi zaten anlıyor. Arkasında projeksyonda Hrant Dink’in taa çocukluğuna dayanan hayatından fotograflar ve filim parçaları. Sahnede kuyruklu bir piyano... Bir kadın ve bir erkek oyuncu Can Dündar’ı aralarına alarak, arada bir Türkçe şarkı söylüyorlar... Sahnelendirilmesinin sorumlusu tiyatronun yeni reji yeteneklerinden Hakan Savaş Mican... Çok sade, çok sakin, çok samimi hazırlanmış, ne fazlasi var, ne eksiği... Alkışı bol ve ardından, büyük bir sürpriz: Paris’den Collectif Medz Bazar topluluğu.... Bunlar ne güzel genç müzisyenler... 4 ayrı dil... hepsi bir çok müzik aletini çalabiliyor... Davul, zurna, flüt, violin, akkordeon.... Ve sesleri teker teker... koro... diyalog... eski şarkılar yeni düzenlemeler... Doğu... Anadolu.... Güney... Aşk şarkıları, oyun havaları.... Seyirciyi ayağa kaldıran ritmler... Ne zaman acaba 400, 500 kişiyi bir arada dans ederken gördüm? Yani burasi Diskotek değil! Burasi ciddi bir eyalet tiyatrosu... yarısı halay çekiyor, oynuyoruz... Ve alkış bitmek bilmiyor!

İşte bu Berlin’de... Elimizi kolumuzu sallayarak kantine giriyoruz... Sanatçılar oturmuşlar, mutlu gülümsüyoruz birbirimize... İnsanlık adına yaşanmış bir akşam... 2017 böyle devam etsin, istediğimiz bu...

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......