30.07.2017
Künye
İletişim
23.01.2017, 21:33:35 Güncelleme : 24.01.2017, 18:44:20

Hovarda kim acaba, ya da şeytan?

The Rake’s Progress (Hovardanın Sonu) Türkiye Prömiyeri Kadıköy Süreyya Operası’nda sahnelendi. Füsun Özbilgen yazdı...



Hovarda kim acaba,
ya da şeytan ?

Füsun Özbilgen

 

Dört gözlü, koca burunlu asık suratlı, biraz huysuz, giderek kel kafalı kambur duruşlu bir adam.

Gel gör ki dünya müzik alemini sarsmış, yenilikler getirmiş, Picasso gibi çağının ünlülerinin sanat yoldaşı, arkadaşı. Müthiş bir müzisyen.

Üçte bir Rus, üçte bir Avrupalı, üçte bir Amerikalı. (Rusya’da doğ büyü. İsviçre ve Fransa’da ün kazan, ABD’de Hollywood’da yerleş..)

Bir opera bestelemiş, librettosunu ahlakçı gravürlerden kopya çekmiş adını da zaten oradan almış ve bana göre bu yapıtı ile öncelikle de kendisinin yaşamı boyunca yaptıklarını sorgulamış. Hatta sanki kötülemiş.

(Rake’s Progress – İstanbul’da Süreyya’da,  “Hovardanın Sonu” olarak sahnelenen operadan söz ediyorum)

(IGOR STRAVINSKY)


İgor Stravinsky, kendi yaşamında neler yapmışsa adeta, aman bunları yapmayın diyor taşralı gençlere.

Aman! evinizden ayrılmayın sonra sizi kurt kapar. (Kurt başları operada kostümlerin başı olmuş da.)

Aman! büyük kente göçmeyin içinizdeki şeytan sizi azdırır. (Kendi içindeki şeytanın ruhundaki fırtınaları ile ona o  besteleri yazdırmadığını ne bilelim. Ya Paris’te kavgalar yaratan Bahar Ayini balesi.!!)

Aman! büyük kentlerde içki ve fuhuş vardır masumiyet yok olur. (Londra dünyanın fuhuş ve eğlence merkezi olarak bilinmez ama kendi yaşadığı Fransız kentleri ve Paris’ten ne haber?)

Aman! Büyük kentlerdeki, başarılı havalı kadınlarla evlenirseniz mutsuz olursunuz.(Kendi ikinci eşi oyuncu Vera. Ayrıca galiba ilk eşi ölmeden önce de tanışıyorlar!!)

Aman! İçinizdeki şeytana uymayın sonra o şeytan sizi ham yapar.. ( İçindeki müzik şeytanına uymuş, büyük kente hukuk okumaya gönderilmişken müzisyen olmuştur bile)

Aman! Özgürlük çok kötü bir şeydir. Sizi mahvolmaya sürükler. (Kendi  yaşamını harp koşullarında bile ülkeden ülkeye dolaşarak özgürce sürdürmüş.)

Aman! Sorumluluklarınızı unutmayın. Sistemli çalışın ve hayatınızı böyle kazanın. ( Kendi de çalışkandır ama hayatını kazanmak zaruretinden değil, müzik aşkından. Öyle her gün mesai’ye gidenlerden değildir. Keyfince üretir.)

Aman ! Düzeenli çalışmadan kolay para ile yaşamayın. ( Kendisinin geçimi devrime kadar Rusya’daki arazilerden gelir, sonra çalışmak zorunda kalacaktır)

Aman! Özgürlük arayışı insanı deliliğe sürükler.. ( Müzikte özgür ve özgün arayışları ile tanınır ve kendi müziği ile  yarattığı Paris skandalı yüzyılın sanat skandalı olarak bilinir)

Evet daha da uzatılabilir liste ama bu kadarı yeter. Siz de bu operayı izleyin ve benim gibi derin düşüncelere dalın diyorum..

İstanbul Devlet Opera ve Balesi çok güzel bir çalışma yapmış. Geçen yüzyılın önemli bestecisi İgor Stravinsky’nin ünlü operasını Türkiye’ye getirmiş.  İlk kez sahneleniyor. Prömiyerini izleme şansını bulduğum için çok mutluyum. Opera izlemek için benim gibi Milano’ya Viyana’ya gidenlerden olmasanız bile bu operayı izleyin. Çok güzel müzik, çok kaliteli sesler ve insana derin düşünceler veren bir libretto. Günümüze de pek uygun.



Tabii ben librettoyu incelerken yazarları Auden ve Kallman  gibi, ahlak hakkında, kadın ve cinsellik ve içki ve taşra ile büyük kent çelişkisi üzerinden bir okuma yapmadım. Yukarda yazdıklarım gibi Stravinsky’nin kendi yaşamı ile sorguladım librettoyu ve acaba bestelerini yaparken kendi yaşamını ve kendi içindeki şeytanı mı oturttu karşısına diye düşündüm?

Peki Stravinsky, operacı babasının istediği gibi bir hukukçu olup taşrada yaşasaydı daha mı iyi olacaktı? Dünya, Petersburg yakınlarında bir kasabada avukatlık yapan Stravinsky’yi tanıyacak ve bizlere müzik yolu ile söylemek istediklerini duyacak mıydı? Mahkeme duvarlarına mı kazınacaktı sözleri?

Doktorlar der ki (benim dediğimi yap yaptığımı yapma..)  Hani sigara içer hastasına içme der ya o hesap.

Kendi yaşamını ve yaptıklarını yapan Tom Rakewell’i akıl hastanesine ve ölüme götüren operasında, taşradaki eski sevgiliyi ise iyilik timsali ve saflığın sembolü konumuna oturtuyor.. Halbuki o saf ve aşık taşralı kız Anne Trulove rolündeki Gülbin Günay ( o ne muhteşem ve büyük ses öyle, müthiş bir soprano) son aryasını akıl hastanesinde söylerken ben şunu düşünüyordum? Acaba hangisi akıl hastası? Tom mu Anna mı? Öyle ya kendisini terk edip giden başkası ile evlenen adamın peşinden akıl hastanesine kadar koşturan kız olsa olsa aşırı tutkunun ruhunu tutsak aldığı nevrotik yapıdadır? Kızım git sen de evlen çoluğa çocuğa karış demedi mi babası acaba? Evet böylece olayı Türk dizisi senaryosu yapmayı başardım.. Aferin bana..



İstanbul Devlet Opera Balesi’ni kutluyorum. Çok başarılı bir performans, harika bir sahne düzeni, dekor kostüm.. Muhteşem aryalar. Nefis  müzik, orkestra.

İki  küçük eleştirim var. İkinci perde ( ülkemi terk ettim) çevirisi. Ülkeyi terk etmiyor taşradan Londra’ya geliyor. Aryada geçen country kelimesi İngilizcede sadece ülke anlamında değil, köy ve kırsal  alanlar için kullanılıyor. Buradaki anlamı o.

İkinci eleştirim ise rollerin sesleri ( soprano, mezzo soprano, bas, tenor) programda yer alır. Burada unutulmuş.  Koroda var da başrollerde yok.

Eh bu kadarcık kusur kadı kızında da bulunur. Önemli olan bu güzel eseri İstanbul’da Süreyya Operası’nda izleyebilmek.



Devlet Opera ve Balemiz, bu muhteşem kuruluşumuz iyi ki var.  Kurucularından günümüze emeği geçenlere, kapısında bilet kesen, dekor taşıyan çalışanına kadar ve elbette ki o  müthiş performansı var eden tüm sanatçılarına sahneye koyanlara binlerce teşekkür...




Oyun bitimiyle tüm ekip dakikalarca ayakta alkışlandı...



(Sitede yer alan "Özel Haber" kategorisindeki tüm içeriklerin izinsiz paylaşılması yasaktır. Kaynak dahi gösterilerek paylaşılamaz)

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......