04.08.2017
Künye
İletişim
25.02.2004, 09:42:05 Güncelleme : 07.10.2016, 16:31:51

Gaziantep’te Zeugma’nın gözyaşları

Gaziantep’te ne yapılır? diye soracak olursanız eğer...

Füsun Özbilgen


Gaziantep’te ne yapılır?

1- Kebap yenir

2- Maça gidilir

3- Bakır ve gümüş işlemeler alınır

4- Zeugma mozaikleri müzesine gidilir

5- Akvaryuma gidilir

6- Hepsi

İyi de Gaziantep’e nasıl gidilir? O kolay artık. Onur Air yurt içi seferlerini başlattı ve gidiş dönüş fiyatları da 150 milyon liraya çekti. Yani atlayıp uçağa, Gaziantep’e gidip dönmek 150 milyon lira..Üstelik de uçuş eğitimi veren bir firmanın, ödüller almış personeli güvenli uçakları ile.. Yani ucuz ama tehlikesi var mı, uçakların bakımı yapılmış mı diye meraklanmak yok.

Gaziantep’te kaldığımız 24 saate yukardaki 6. şıkkı sığdırdık. Yani hem (ben değil meraklı arkadaşlarımız) maça gitti (Fenerbahçe'nin 5 gol attığı maç).

Hem akvaryum’u gezdik. (Akvaryum kentin 20 kilometre dışında Burç ormanlarının içinde binlerce metrekarelik bir arazide kurulan modern bir hayvanat bahçesinin sadece bir bölümü. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen balıkları barındıran kocaman akvaryumlar müthiş ilgi çekici. Bu arazide çeşitli kuşlar, geyikler, zürafa, kurt, leopar gibi her çeşit hayvanlar besleniyor ve yakında yunuslar da olacakmış.Gerçekten büyük ve güzel bir hayvanat bahçesi, ormanlık doğa parçası ve piknik alanı.)

Bakır ve gümüş el işlemesi yapanlar ise hemen kentin göbeğinde, çarşının içinde. El işi kocaman tabakları sinileri, 30 – 40 milyona almak mümkün. Gaziantep’in bakır işletmeciliğinin tarihi de çok eskilere uzanıyor. Yekpare imal edilen yani lehimlenmeyen bakırları ünlü. Hammaddesi midye kabuğu olan ceviz ağacına işlyenen sedefkarlık da Gaziantep'in ünlü el sanatlarından. Çarşıda seç beğen al..

Karkamış, Dülük, Belkıs kentleri ve höyüklerden çıkartılan gümüşler, gümüş işçiliğinin ve kullanımının Gaziantep’te eskiden beri çok yaygın olduğunu gösteriyor. Gümüş işleme atölyeleri son yıllarda Gaziantep’te hızla gelişmiş.

Tabii bu geziler sırasında acıktıkça Gaziantep’in ünlü fıstıkları baklavaları, fıstıklı lahmacunları ve kebaplarını da tattık. Tatmak ne kelime, sildik süpürdük. Yetmedi baklavalar satın alıp yanımızda İstanbul’a da getirdik.


ZEUGMA MOZAİKLERİ

Bu kadar geyik yeter, gelelim asıl konumuza yani Belkis’a, yani Zeugma’ya.. Gaziantep’e en son geçen yıl Borusan Filarmoni Orkestrası ile birlikte gitmiştim. O gün haber peşinde koşmaktan müzeye gitmeye vaktim olmamıştı. Gaziantep'te o müzeyi göremeden döndüğüm için üzgündüm. Bu kez en çok Zeugma mozaiklerinin sergilendiği müzeyi görmek için gittim Gaziantep'e..

Türkiye’de benim gördüğüm üç müzede bu eski mozaikler yer alıyor. Birincisi Antakya müzesi. Orası bir şaheser. Antalya Müzesi’nde de güzel örnekler var. Antalya müzesi sergilenme yönünden çok başarılı. Bir de işte Zeugma mozaikleri ile ünlü Gaziantep müzesi..

(Fransa'da yapılan canlandırma Zeugma kentini anlatıyor)

Belkıs veya yeni adı ile Zeugma , Gaziantep’in Nizip ilçesinin 10 km. doğusunda , Fırat Nehri kenarında 20 bin dönümlük bir arazide konumlanmış bir tarihi bölge.

Zeugma adına geçen yıllarda Türkiye’de fırtına esti, sonra duruldu. Biz böyleyizdir bir konuyu gündeme taşıdığımız hızla gündemden düşürüveririz. O zamanlar kabul, acelemiz vardı çünkü Zeugma’da bulunan mozaikler baraj sularının altında kalacaktı. Uluslar arası bir fırtına esti, yardım fonları oluşturuldu, arkeologlar hızlı çalışmalar yaptılar. Mozaiklerin bir kısmı kurtarıldı bir kısmına belki de ulaşılamadı, bilemiyoruz.


KİM YAPMIŞ BU MOZAİKLERİ?

Büyük İskender’in genarellerinden Selevkos Nikator M.Ö. 300’de Belkıs denilen bölgeye ilk kenti kurmuş. M.Ö. 64 yılında Belkıs kenti de Roma İmparatorluğu’nun topraklarına katılınca, ismi ise geçit ve köprü anlamına gelen Zeugma olarak değiştirilmiş.

Zeugma, Fırat Nehri üzerinde bir iskelesi bulunan ve Antakya’dan Çin’e uzanan İpek Yolu’nun geçtiği dolayısıyla önemli bir ticaret potansiyeline sahip antik bir şehir. Roma döneminde burada “Dördüncü Lejyon” görev yapmış ve Zeugma’da özellikle asker karekterinin ağır bastığı bir nekropol heykeltraşlığı akımının başlamasına neden olmuş. Kazılarda elde edilen papirus, parşomen, para torbaları ve gümrük balyalarını mühürlemede kullanılan bu mühür baskıları Zeugma’da güçlü bir haberleşme ağının yanında büyük bir ticaretin yapıldığı anlaşılıyor.

İşte bu önemli ticaret merkezinde Fırat nehrine karşı keyif süren kentin zenginleri müthiş villalar yaptırmışlar. Bu villalarda heykeller, sanat eserleri doldurmuşlar, yetmemiş, villanın tabanlarını da şahane mozaiklerde kaplatmışlar. Zaman herşeyi yok etmiş ama taşları ve tunçları yok edemiyor tabii. O insanlar keyiflerini sürmüş sonra savaşlarla kent de yakılıp yıkılmış. Erozyonla toprağın altına gömülmüş.


KAÇIRAN KAÇIRMIŞ

Şimdiki haliyle şehir, yaklaşık 4-5 metre kalınlıkta toprak dolgu altında ve bütün alan Antep fıstığı ağaçlarıyla kaplı. Uzun yıllardan beri kaçak kazı ve tarihi eser kaçakçılığına maruz kalan bölge önemini 1992 yılında kaçakçılara karşı Gaziantep Müzesi’nce Arkeolog Dr. Rıfat ERGEÇ başkanlığında başlayan kazılarla gösteriyor. İlk kazılarda bir Roma villası ortaya çıkarılıyor. Sonra iki villanın teras mozaikleri çıkarılarak Gaziantep Müzesi’ne taşınıyor.

Belkıs / Zeugma’da 1987 -1999 dönemlerinde zaman zaman yabancı Üniversitelerden arkeolog ve ekiplerin katıldığı arkeolojik kazılar yapılarak çok kaliteli bronz eşyalar ve heykelcikler (bronzdan kanatlı ayaklar) , sikkeler, heykeller, mezar stelleri ve kabartmalar bulunuyor. Bu eserler Gaziantep Müzesi Belkıs / Zeugma Salonunda sergileniyor.. Ama şu sıralarda sergilenemiyor çünkü her nedense kapalı!! Müzede sadece Zeugma’dan çıkarılan o müthiş mozaikleri görme şansına eriştik. Zeugma kentinin ileri gelenleri, zenginleri, yüksek rütbeli subayları ve elit tabakanın oturduğu villalar bölgesinden çıkarılan mozaikleri.

1992 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan M.S. 2. yüzyıla tarihlenen Roma villasında 7,5 x 3,75 metre boyutunda olan mozaik döşemede üzüm ve şarap tanrısı Dionysos ve karısı Ariadne’nin düğün merasimi tasvir edildiği anlaşılıyor. Fırat’ın taşlarıyla işlenmiş olan mozaiklerde, tonlarıyla birlikte 13 renk kullanılmış. O günlede, bu sanat değeri çok yüksek olan mozaikler yerinde korunarak sergilenmek üzere önlemler alınarak ziyarete açılmış. Fakat ülkemizdeki tarih hırsızlığı malum. Bu sanat şaheserinin de üçte ikisi, 1998 yılı Haziran ayı içerisinde yerinden sökülerek çalınmış. Dionysos’un düğün merasiminin işlendiği eşsiz mozaiğin çalınmasının ardından kalan diğer parçalar korunması için yerinden sökülerek Gaziantep Müzesine taşınmış.

Baraj inşaatının başlayacağını göz önünde bulunduran Kültür Bakanlığı, 1995 yılında Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Nautes Üniversitesi’nden bir Fransız arkeleoji ekibinin katılımıyla yoğun kurtarma kazılarını başlattı. İşte bu kampanya sonucu kurtarılabilen mozaikler şimdi Gaziantep Müzesinde..


BAKIMSIZ BİR MÜZE

Yani atlayın uçağa gelin beni görün diye bekliyor mozaikler. Ancak müze çok bakımsız ve ihtişamsız. Bu müzenin zavallı konumu içinde o eserlerin sergilenmesi, bir bakıma değerini düşürüyor. Kültür Bakanlığının en az personelle en bakımsız bir binada sergilediği bu mozaikler, batıdaki bir müthiş müzede kimbilir ne büyük fırtınalar koparılarak sergilenirdi. Bakanlık bu işi başaramıyorsa, bütçesi yetmiyorsa yerel yönetime devretse diye düşünmeden edemedim. Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan, hayvanat bahçesi için günde 3 milyar lira harcayabiliyorsa, Gaziantep Belediyesi, bu müze için kim bilir neler yapardı. Müthiş bir yeni müze inşa ederek bu güzelim mozaikleri en modern müzecilik anlayışına göre sergilenmesini sağlayabilirdi.

Eskiden uçak olmadığı için yolculuklar, doğanın izin verdiği yerlerden kara yolu ile yapılıyordu. Fırat nehri, Anadolu’nun kapısı sayılan iki önemli yerden geçit vermiş .Bunlardan birincisi Samsat (Samosata), diğeri de Belkıs / Zeugma.

Samsat, Atatürk Barajı’nın suları altında kalmış durumda..Birecik Baraj gölünde su tutulma işleminin tamamlanmasıyla birlikte Belkıs / Zeugma’nın yaklaşık beşte biri sular altında kalıyor. Merkezi ABD’de bulunan PACKART Humanity Institute’ün maddi destekleri ve GAP İdaresi Başkanlığı’nın aracılığıyla; bu bölgede su tutulma işlemleri sona erene kadar Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında çok uluslu bir ekip kazı, belgeleme ve kurtarma çalışmalarına devam ediyor.

Evet artık Fırat’ı aşmak için Zeugma’dan dolaşmak gerekmiyor. Koltuğunuza kurulup kahvenizi içerken altınızdan Fırat mı akıyor, Sakarya mı, hangi dağ silsilesini aştınız haberiniz bile olmadan bir saat 15 dakikada İstanbul’dan Gaziantep’e gidiyorsunuz. Sadece maç için değil, Zeugma’nın mozaiklerini görmek ve bizlerden binlerce yıl önce yaşamış insanların sanatını incelemek, bugünün sanat erbabının ellerinden çıkan bakırları almak için de gitmek gerek Gaziantep’e. Elbette gitmişken, içli köfteler, tike kebaplar, yuvarlamalar baklavalar ve antep fıstıklarının da oralarda hazır beklediğini unutmadan..

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......