19.06.2018
Künye
İletişim
17.02.2003, 11:19:41 Güncelleme : 22.09.2016, 10:52:44

Edebiyat lezzeti ile bir aşk günlüğü için... Ansızın Frida Kahlo!

Selma Hayek’in Oscar adayı olduğu Frida filminde canlandırdığı Frida Kahlo’nun yaşamından bir kesiti, savaş yayınlarından fena halde sıkılan Işıl Özgentürk anlatıyor.

Bugünlerde yazı yazmak çok zor. Çünkü savaş dışında her şey önemini yitirmiş durumda...

Ama bugün kararlıyım, çok farklı bir alanda çok farklı bir kişilik bugün benim yerime bu sütunları işgal edecek. Başka bir diyara gideceksiniz. Yaratıcılığın ve aşkın her yere egemen olduğu bir başka gezegende dolaşacaksınız. Bu kişi Frida Kahlo.

Bilenler hemen gülümsedi, bilmeyenler ise onun Meksikalı ünlü bir ressam olduğunu, ilk gençliğinde geçirdiği bir trafik kazası sonucu yaşamını hep korseler içinde sürdürdüğünü, gene Meksika'nın en ünlü ressamlarından Diego Rivara 'yla herkesi şaşkınlığa sürükleyen, sıradışı bir evlilik yaşadığını ve aralarında Troçki 'nin de bulunduğu pek çok âşığı olduğunu söylemeliyim.

Her şeyiyle sıradışı bir kadın o. Bir anarşist! Her zaman yaşam dolu ve dünyanın değişmesi gerektiğini bilenlerden, bunu gerçekleştirmek için hiçbir şeyden çekinmeyenlerden.

İşte ben bugünlerde yeniden hayran olduğum bu kadının neredeyse trajik hayat hikâyesini okuyorum ve uzun zamandır ilk kez özellikle de günlüğüne yazdığı içten sözler bana bir an olsun savaşı unutturuyor ve onu burada sevgiyle ağırlıyorum.

Frida o muhteşem resimlerini bir an bırakıyor ve günlüğünü açıyor: Gecelerim beni tüketiyor. Senin eksikliğini çektiğimi biliyorum ve karanlık bu gerçeği saklamama yetmiyor. Bu gerçek, karanlıkta bir bıçak gibi parlıyor. Gecelerimin sana uçabilmek, uykunda seni sarıp sarmalayıp bana getirebilmek için kanatları olsun istiyorum.

Uykunda yanıbaşında olduğumu hissedeceksin ve kolların sen uyanmadan beni saracak. Gecelerim öğüt vermiyor. Gecelerim uyanık görülen bir düş gibi seni düşünüyor. Gecelerim üzülüyor ve yolunu yitiriyor. Gecelerim yalnızlığımı, mutlak yalnızlığımı arttırıyor.

Sessizliği, ancak benim içimdeki sesleri duyuyor. Gecelerim uzun, uzun, upuzun. Gecelerim günün hiç doğmamasından korkuyor, ama aynı zamanda günün doğmasından da ürküyor gecelerim, çünkü gün, her saatin iki saatmiş gibi uzun olduğu ve sen olmadığın için tam anlamıyla yaşanmayan yapay bir gün. Gecelerim, gündüzlerimin de gecelerime benzeyip benzemediğini düşünüyor. Böyle günden neden korktuğunu anlayabilecek gecelerim.

Gecelerim beni giydirmek ve gidip erkeğimi getirmem için beni dışarı itmek istiyor. Ama gecelerim her tür deliliğin düzensizlik yarattığını ve yasak olduğunu biliyor.

Gecelerim nelerin yasak olmadığını düşünüyor. Onunla bütünleşmenin yasak olmadığını biliyor, ama bir bedenin umutsuzlukla birlikte kendisiyle bütünleşmesinden sıkılıyor. Çünkü beden hiçle birleşmek için yaratılmamıştır.

Gecelerim seni tüm derinliğinle seviyor ve benim derinliğimin yankısını taşıyor. Gecelerim düşsel yankılarla besleniyor. Geceler bunu yapıyor. Bense başaramıyorum. Gecelerim beni gözlüyor. Bakışları düzgün ve her şeyin içime doğru akıyor.

Gecelerim sevgiyle senin de içine akabilmek için burada olmanı istiyor. Gecelerim seni umuyor. Gecelerim senin omzunda dinlenmemi, senin de benim omzumda dinlenmeni istiyor.

Gecelerim sessizce senin yokluğunda inliyor. Gecelerim uzun, uzun upuzun. Aklını yitiriyor, ama senin görüntünü benden uzaklaştıramıyor, arzumu yok edemiyor. Senin burada olmamandan dolayı ölüyor ve beni öldürüyor gecelerim.

Gecelerim sürekli seni arıyor. Bedenim birkaç sokağın ya da adi bir coğrafyanın bizi ayırdığını anlamıyor. Bedenim gecenin ortasında senin gölgeni görememekten dolayı acıdan çıldırıyor.

Bedenin gece uyumak ve karanlıkta senin öpüşünle uyanmak istiyor. Gecelerim bundan daha güzel ve daha zalim bir düş tanımıyor. Gecelerim haykırıyor ve yelkenlerini yırtıyor, gecelerim kendi öz sessizliğine çarpıyor, ama senin bedenine ulaşamıyor. Eksikliğini öylesine hissediyorum ki! Hele sözcüklerinin, hele renginin eksikliğini.'

Evet, bugün Frida Kahlo konuğum oldu. Ona teşekkür borçluyum, bir an beni savaşın korkunç görüntülerinden uzaklaştırıp insanoğlunun en muhteşem serüveni aşk duygusu içine sürükledi. Bugünlerde belki de en çok buna ihtiyacımız var. Bizi bize karşı güçlendiren, şu umutsuz dünyayı çekilebilir kılan, bu duyguya./ IŞIL ÖZGENTÜRK

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...