31.07.2017
Künye
İletişim
25.01.2017, 21:02:44 Güncelleme : 26.01.2017, 04:26:13

Duygularım da ’’BEN’’i hissediyor mu?

’’Sanata dokunalım! Şarkılar söyleyip, dans edelim; resimlere, fotoğraflara uzun uzun bakalım...’’



Duygularım da BEN’i Hissediyor Mu?

Güzin Taş


Gerçeğin kapısını araladığımda, etrafında fır fır döndüğüm, o çok önemsediğim duygularımın bana, yani özüme gidiş yollarını belirleyen birer rotadan ibaret olduklarını gördüm.

Öyle ya! Ne önemi vardı ki?

Kızarsın, geçer; utanırsın, geçer. Mutluluk mu? Ne zaman daim oldu ki!

Öyleyse neden bütün bunlar etrafında dönenip duruyordum yıllardır? Kimisine sımsıkı sarılıp, bırakmamayı isterken; neden bazılarını yok sayıyor ve başımdan defetmeye çalışıyordum?

Nihaî amacım evin çatısına çıkıp, gökyüzünü görmek olduğu halde, “ben”, evin odalarında dolaşıp, keyif çatıyordum.

Kendimi duygusal birisi olarak tanımlıyordum ve “iyi insan” olabilmeyi de, bu koşula bağlıyordum.

Ancak, gemimin dümenini eline almış ve rotamı belirleyen çok güçlü bir şey var orada: Duygular! Üstelik değişiyorlar. “Ben” iyi olma kıstasımla, bir sağa bir sola yatıp duran gemimde ayakta durmaya çalışıyorum. Duruyorum ya da düşüyorum, ama bir şekilde hayattayım!

Bunun tam tersi nasıl mümkün olabilirdi ki? Yani, hiç kızmayacak, utanmayacak veya kıskanmayacak mıydım?

Hepsini de hissetmeliydim ancak, o duyguya çakılı kalmak ya da onu yok saymak yerine, işaret ettiği noktaya bakıp, beliren rotayı izleyerek gerçeğe ulaşmalıydım.

“Kelebek olmak istiyorsan, uzunca bir süre kozanın içinde beklemelisin” ya da “iyi bir şeye ulaşmak için daima sancılı ve acılı dönemlerden geçmelisin” gibi düşüncelere kapıldığımda içimde bir rehavet hissediyor, olduğum yerden kımıldamak istemiyordum. Oysa bana anlatılanı doğru bir şekilde idrâk etmem gerekirdi, işime geldiği gibi değil. Beklemek; olgunlaşmak, sancı ise; bir şeyin doğması için, olmazsa olmazdı. Benim buna hangi pencereden baktığım, ne yönde ilerleyeceğimi tayin edecekti.

Bir duyguyu idrak edebilmem ve onu pozitife dönüştürebilmem için “o duygu ile doğrulan yaratıma”, yani sanata yönelmem gerekirdi. Çünkü o eser, “duygu” ne olursa olsun, “sevgi” ile ortaya çıkmıştı ve gerçekte “ben”i dönüştürecek olan da buydu. Duygularımızı “iyi” ya da “kötü” olarak tanımlamak bile “ben”i dönüşümden uzaklaştırabilirdi.

Bütün duygularımızı özünde olan sevgiyle, estetik bir biçimde dışa vurduğumuzda, orada oluşacak olan tek gerçek “dönüştürücü sevgi titreşimi” olacaktır. “Duygu” her ne ise, sevginin muhteşem varlığı bizleri bütün duygularla barıştıracak ve enerjimizi sevgi ile uyumlayarak, hayatlarımızı da pozitif bir yönde değiştirecektir.

Evet, sanata dokunalım! Şarkılar söyleyip, dans edelim; resimlere, fotoğraflara uzun uzun bakalım; sahnelerde gerçekleşen mûcizeleri hayranlıkla izleyelim. Ve anlayalım bir olan gerçeği, sevgiyi… Ve tabî dönüşelim; acı ya da ıstırap ile değil, sevgi ile, aşk ile, sanat ile…

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......