01.08.2017
Künye
İletişim
30.01.2017, 14:02:58 Güncelleme : 30.01.2017, 15:23:32

Cüneyt Ayral: ’’Streetart ve Yeni Rönesans’’

Streetart ve graffiti sanatları, dünyayı kandan arıtacak olan yeni rönesansın ilk yüksek sesleridir...


STREETART VE YENİ RÖNESANS

Cüneyt Ayral


Orta Çağdan Yeni Çağa geçilirken İtalya savaşlarla kaynıyordu, akan kanı durdurmak neredeyse olanaksız gibiydi, ama aynı dönemin İtalya’sı, dünyanın anlayışını değiştirecek olan rönesansı da yaşamaya başlamıştı.

İtalya’da başlayarak dünyayı saran rönesans dönemi sanatın insan hayatındaki öneminin altını çizen en önemli olaylardan birisidir.

Bugün de dünya kan gölü!

Afganistan’dan, Suriye’ye, Türkiye’den Avrupa ülkelerine ve Amerika kıtasına, Afrika’ya kadar her yerde terörün ve savaşların akıttığı, durdurmadığı bir kan var ortada.

Ama!...

Şehirlerin duvarları usta sanatçılar tarafından boyanıyor ve belkide hayatında hiç bir galeriye girip, eser izlememiş insanlar gündelik yaşamlarında sanatla iç içe yaşıyorlar... Aynı Rönesans döneminde eserlerin kiliselerde olduğu gibi, bugün de yaratılan sanat sokaklarda, yaratan sanatçılar da “sokak sanatçısı” streetartist olarak anılıyorlar.

Bu sanatçıların yürekleri o kadar büyük ki, yarın birisinin gelip eserlerinin üzerini boyayıp, başka bir eser yaratmasından, ya da yapmış olduklarının yok edilmesinden çekinmiyorlar... Tam tersine, Ürdün’deki kamplara gidip, ülkesinden uzakta yaşamak zorunda bırakılmış çocuklara resim yapmayı öğretebiliyorlar, onlarla sanatın önemini ve tadını paylaşabiliyorlar. Ya da vagonların yolcu ve yük bekledikleri yerlerde onları boyayarak seslerini yükseltiyorlar, “biz de varız, dünyalıyız” diyorlar.

Streetart’ın farkına varılmasında büyük rol üstlenmiş olan “Bansky projesi”, bu sanatçıların da insan olduklarının ve yaşamak zorunda olduklarının anlaşılmasına yol açınca streetart üretenler yavaş yavaş tuvalleri de boyamaya ve galerilerde kendilerine yer bulmaya başladılar.

Paris’te her yıl açılan FİAC çağdaş sanat fuarı bile kendi gelenekçiliğinden vaz geçip streetart’a yer vermeye başlamıştı geçtiğimiz yıllarda.

Fransa, aslında ABD’li olan, ama yıllardır çalışmalarını Paris’te sürdüren Johnone adlı sanatçıya devlet nişanı verdi, C215 adıyla bilinen sanatçı ise bir bakanlığın meydana bakan duvarını boyayarak kendisini gösterdi. Paris’in 13 üncü bölgesinin  belediyesi ise duvarları boyanan binaları koruma altına almaya başladı, bunların silinmesini önlemek için elinden geleni yapıyor. Bazı duvarların silinmesini engelleyemiyorlarsa da, bu konuda hayli yol aldılar.

Sanatın önemli bir merkezi olan Paris’te streetart için kapılarını açan ve bu konudan başka sanata yer vermemeyi ilke kabul eden galerilerin sayıları günden güne artıyor...

Türkiye’de, Roxane Ayral’ın küratörlüğünde, İstanbul Pera Müzesi’nde açılmış olan (2014) Duvarların Dili streetart ve graffiti sergisi sırasında boyanmış olan duvarlar da günden güne artıyor. Türk sokak sanatçıları da yurt dışında duvarlar boyamaya başladılar, çoğunluğu Almanya’da gerçekleşen bu eylemlerin bir kısmı da Paris’te yapıldı...

Şimdi sıra bu sanatçıların korunmasına geldi... Eğer bu iş “sponsorlara” bırakılırsa, o zaman reklâm sanatn önüne geçer ki, bu hem tehlikelidir, hem de sanatının yok edilmesinden bile çekinmeyen sanatçılar tarafından kabul görmez. O halde rönesans döneminin pratiğine geri dönülecek ve “mesenler” aranacaktır.

Bugün sanata koşulsuz destek veren mesenleri sanat tarihi unutmaz, çünkü sanatçılar onları unutturmazlar, mesenlerin adları ister istemez sanatçıların özel tarihlerinde kayda geçer ve bu kayıtlar sanat tarihinin belgelerini oluştururlar. Ölümsüzleşmek de eğer bir tercih ise, yollarından birisi budur...

Streetart ve graffiti sanatları, dünyayı kandan arıtacak olan yeni rönesansın ilk yüksek sesleridir...

Bu seslere kulak verdiğiniz zaman ve bu sanatçılara, sanatlara destek verdiğiniz zaman, onları koruyanları korumaya başladığınızda, bilerek ya da bilmeyerek barışa ve huzurlu bir dünyaya el vermiş olursunuz, çünkü dünyayı kurtaracak olan yegâne eylem sanatta gizlidir...

Bugün sermayenin ilişmeye çekindiği ya da ilişmekten yarar sağlamayacağını düşündüğü her konu sanatın konusudur ve streetart sokakta gerçekleştiği için, gün içinde yaşayan insanlarla iç içedir ve onları doğrudan haberdar etme, hatta etkileme yeteneğini barındırır...

Bir zamanlar amerikan tarlalarında şarkı söyleyerek direnen siyah insanın yarattığı “caz müziği” ne idiyse, Afrika’da başlayan “rege ritminin” ortaya çıkması nasıl olduysa, “rap müziğinin” direnişi destekleyişi ve dünyaya haykırışı bugün ne anlama geliyorsa, streetart ve graffiti de aynı şey...

Bunları yazmak nereden aklıma geldi?

İnternette gazeteleri okurken, ünlü sanayici ve dünyadaki “güçlü kadınlardan” birisi olan Güler Sabancı’nın “SANAT HERKESE İYİ GELİR” dediğini okudum. O ve o durumda olanlar şahsi koleksiyonları, kendi müzeleri ya da sponsorlukları dışında “mesenlikten” yana ne düşünüyorlardır acaba diye aklıma geldi... Fırsat olursa soracağım elbette...

 

25/01/2017, Paris

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......