09.06.2017
Künye
İletişim
09.05.2017, 01:35:24 Güncelleme : 09.05.2017, 01:36:57

Cüneyt Ayral yazdı: ’’Alman Subayın Evi...’’

’’Tarih bilmeden, bugünü kavramanın olanaksız olduğundan yola çıkarsak eğer, her ayrıntısını dikkatle araştırarak yazmış olan Liz Behmoaras’ın bu eserini alkışlamamak elde değil...’’



ALMAN SUBAYIN EVİ

Cüneyt Ayral

Liz Behmoaras’ın Doğan Kitap’tan yayınlanan son romanı Alman Subayın Evi’ni bir oturuşta okuyup bitirdim...

Eleştirmen değilim olmasına ama, dikkatli bir okuyucu olduğum söylenebilir.

Herşeyden önce yazarın romanı kurarken kullandığı örgüye ve dilindeki ustalığa hayran kaldım. Çünkü Behmoaras, Birinci Dünya Savaşı yıllarının Türkçesini, bugün hiç zorlanmadan anlayabileceğimiz bir biçimde bize sunuyor bu yeni romanında.

Belki de hayli “feminist” diyebileceğimiz romanda, savaş yıllarının İstanbul’undaki Müslüman, Yahudi ve Hristiyanların kadınlar üzerinden bir karşılaştırmasını okuyacağınız bu kitapta, satır aralarına çok özenle dikkat etmeniz gerekiyor, çünkü bugünün “yeni Türkiye’sine” hayli değerli eleştiriler ve önermeler kitabın kendi içindeki tutarlılığının da ötesinde bir değer katıyor.

Ötekileştirmenin ne boyutlara varabileceğini anlatan Alman Subayın Evi kitabında, İstanbul’un ve Büyük Ada’nın savaş yıllarını adım adım okuyabilecek ve çekilmiş sıkıntılar arasında yaşamın nasıl sürdürülmüş olduğunu bir roman örgüsü içinde izleyeceksiniz.

Kitaptaki kurguda akıcılık öylesine ustalıkla sağlanmış ki, yer yer bir sonrası için aklınızdaki gelişim önerilerinin tutmadığını görüp, yazarın “usta” olduğunu anlayacak, hakkını teslim edeceksiniz. Örneğin, anlatı içindeki “mektup” öğesi kitabın sonlarına doğru benim hiç beklemediğim bir biçimde karşıma çıkınca, kendi kendime “ustaca” deyiverdim.

Son kitaplarında Türkiye’de yaşamakta olan azınlıkların, özellikle de Yahudilerin yaşamlarına ve toplum içindeki temel sıkıntılarına yer veren Liz Behmoaras, bu kitabında Müslüman bir ailenin kızı ile, onun okul arkadaşları olan biri Yahudi, diğeri Rum üç kızın öyküsünü, o günlerdeki İstanbul fotografı içinde değerlendirmiş ve bugün artarak süren sıkıntıları, ayrıştırmaları ve savaşın getirdiği zorlukları bir bir ele almış, ustalıkla bir öykü çerçevesinde anlatmış ve değerlendirmiş, değerlendirirken, öğüt vermemiş vermesine ama, “bakın işte böyle olmuştu, böyle de olur” deyivermiş.

Bugün gittikçe kapanmaya başlayan ve ötekileştirmenin, mahalle baskılarının hız kazandığı toplumumuzda, daha önceki yıllarda nelerin yaşanmış olduğunu merak etmek ve bugünü ona göre değerlendirmek gerekiyor diye düşündüğüm için Alman Subayın Evi kitabını okumanızı öneriyorum.

Tarih bilmeden, bugünü kavramanın olanaksız olduğundan yola çıkarsak eğer, her ayrıntısını dikkatle araştırarak yazmış olan Liz Behmoaras’ın bu eserini alkışlamamak elde değil.

Kadınların git gide yalnızlaştırıdığı, kapatıldığı toplumumuzda erkekerkilliğin tarihine de vurgu yapan ve nezaketle eleştiren yazar, toplumumuzda yanlış giden bir akıma feminist çığlıklar atmadan karşı çıkıyor ve hemcinslerine ciddi bir uyarıda bulunuyor.

Alman Subayın Evi, Doğan Kitap, Nisan 2017, 27 Lira

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor...
Abidin Dino ’’Son İzler’’ ile karşımıza çıkıyor......
Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor...
Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor......