13.03.2018
Künye
İletişim
21.10.2003, 13:19:41 Güncelleme : 05.09.2016, 15:57:00

Bu dostluk anıtı aynı zamanda meditasyon mekanı özelliği taşıyor!

Tokyo’da, mimari tasarımını Han Tümertekin’in yaptığı, İznik Vakfı’nın lale desenli çinilerinden oluşan bir dostluk anıtı açıldı.

2003’ü Türk Yılı olarak ilan eden ve çeşitli etkinliklerle kutlayan Japonya’nın en kalabalık kenti Tokyo’da 18 Ekim Cumartesi günü, mimari tasarımını Han Tümertekin’in yaptığı, İznik Vakfı’nın lale desenli çinilerinden oluşan bir dostluk anıtı açıldı.

Tokyo’nun en gözde ve büyük ilçelerinden biri olan Shibuya Belediyesi önünde yer alan anıtın açılışına Prens Mikasa ve eşi Prenses Yuriko da katıldı.

Dışişleri ve Kultür Bakanlığının katkıları ile açılan anıt, Türk-Japon dostluğunu simgeliyor. Tokyo Belediye Başkanı Kuwahara’nın da katıldığı törende , Tokyo Büyükelçisi Solmaz Ünaydın, anıtın Türk Japon dostluğunun bir simgesi olacağını belirtti.

Hayranlık duyulan Japon ve Osmanlı kültürlerini biraraya getiren anıt, 2 metre çapında ve 4 metre yüksekliğinde bir silindir biçiminde tasarlanmış. Hafif beton bir kabuktan ve lale motifli İznik Vakfı’nın ürettiği Çinilerinden oluşan anıt bir meditasyon mekanı olma özelliğini taşıyor.

Osmanlı Sanatı’nda Tanrı’yı, ilahi ve ölümsüz aşkı, inceliği ve zerafeti sembolize eden Lale motifi Dostluk Anıtının içinde kobalt mavi, kırmızı ve türkuaz renkleriyle gerçek bir renk patlaması oluşturuyor. Dostluk anıtı içinde gökyüzüne doğru yükselen laleler, algının gökkubbeye odaklanmasını sağlıyor.

Çağadaş yaklaşımıyla tanınan modernist bir mimar olan Han Tümertekin bu çalışmasında, geleneksel bir malzeme olan lale motifli İznik Çinilerini, başka bir ruhsal bileşenle, meditasyon mekanı ile birleştirerek kültürel mirasın sürekliliğini gözler önüne seriyor. Mimar Tümertekin’in de söylediği gibi , “Anıtın içe odaklanmış kimliği, Tokyo’nun karmaşık gündelik yaşamında huzurlu bir sığınak oluşturuyor.”

Bütün bilgileri son ustalarla birlikte kaybolan ve 300 yıldır üretilemeyen dünyaca ünlü İznik Çinilerine, yıllar süren çalışmalar sonucunda yeniden hayat veren İznik Vakfı ürettiği çinilerle dünyanın dört bir yerinde İznik Çinilerini yaşatıyor. Sanat Tarihinde Osmanlıyla özdeşleşmiş Lale deseni Kanada Montreal’deki Botanik Bahçesi’nin içinde, Tokyo’da ve daha pek çok şehirde yeniden hayat buluyor.

Kültür ve sanatımızın en önemli değerlerinden biri olan İznik Çinileri, geleneksel kullanımının yanında modern mimaride de geniş bir kullanıma sahip. Bu doğrultuda, İznik Vakfı’nın Arge Merkezi’nde (Araştırma - Geliştirme) İslam öncesi, İslam dönemi, Selçuklu, İran ve Orta Asya’da üretilen çini tasarımlarının yanında günümüz sanatçılarının tasarımlarından oluşan çağdaş çiniler üretiliyor.

İznik Vakfı dünyada ve Türkiye’de, İznik Çinisi alanında, bilgi ve uygulama konusunda tek merkez. Daha önce bu konuda bilgi edinmek isteyenler İtalyan, İngiliz ve Alman kurumlarına başvururken bütün dünya artık bu konuda tek yetkili olarak İznik Vakfı’nı görüyor. Vakfın İznik’teki üretim merkezi halen geleneksel çinilerle birlikte modern mimaride kullanılan çağdaş çini tasarımları da üretiyor.


LALE YENİDEN....

- Lale soğanını Orta Asya’dan beraberlerinde getiren Türkler bu nazik çiçeği bütün dünyaya tanıtmıştı. Bu çiçek Osmanlı için o kadar önemliydi ki, bir döneme (Lale Devri) ismini verdi. Ancak Laleye, zaman içinde önce Hollanda , sonra Kanada sahip çıktı. Baharda bütün park ve bahçelerini rengarek lalelerle donattı.

- 1995 yılında kurulan İznik Vakfı ise şimdi bizim topraklarımızdan dünyaya yayılan laleyi çinilerdeki desenlerle bütün dünyaya tanıtıyor ve ona sahip çıkıyor.


LALE

- Lale 12. yüzyıldan itibaren Anadolu’da bir süsleme motifi olarak karşımıza çıkar. Geleneksel sanatta Lale çiçeği hem güzelliği ve zerafeti, hem de içerdiği anlamalar ile tüm çiçekler arasında her zaman farklı ve özel bir yere sahip olmuştur.

- Arapça’da “lale” sözcüğünü oluşturan harflerin “Allah” sözcüğünü oluşturan harflerle aynı oluşu , tersten okunduğunda ise Osmanlılar tarafından kutsal bir anlam ifade eden “hilal” sözcüğüne denk gelmesi bu çiçeği Osmanlı Sanatında ayrı bir yere koyuyor. Ayrıca lalenin boynunu eğişin Allah’a teslimiyet olarak yorumlanması ise bahçecilikte ve Osmanlı Sanatında laleye önemli bir yer veriyor.

- Lale’nin ölümsüz aşkı temsil eden bir çiçek olmasında ise hepimizin bildiği “Ferhat ve Şirin” hikayesinin önemli bir rolü var. Ferhat ile Şirin’in Amasya’da geçen öyküsünde Şirin’e kavuşmak için dağları delen Ferhat, sevdiğinin ölüm haberini alınca hançerini göğsüne sapladığında, cansız bedeninden kan yerine kan kırmızısı laleler fışkırır. Yıllar boyunca dilden dile dolaşan bu masalda olduğu gibi lale, kutsal anlamların yanısıra ölümsüz aşkı da sembol eder.

- Avrupa dillerinde “lale” sözcüğü yerine kullanılan “tulip” (ingilizce tulip, latince tulipa) sözcüğü de Türkçe’deki “türban” sözcüğünden gelmektedir. Bunun nedeni ise, kadınların baş örtüsü olarak kullandığı tülbentin inceliği ve zerafetinin laleyi çağrıştırıyor olmasıdır.

- Lale motifinin İznik Çinisi ile tanışması 1535 – 1540 yıllarında olmuştur. Mavi, turkuaz, opak sarısı, yeşil ve morun yanısıra mercan kırmızısı lale motifinde kullanılan renklerin başında gelmektedir. Elde edilmesi en zor renklerden olan Mercan Kırmızısının 16. yüzyılın ikinci yarısında laleyi daha güzel ve etkili kılmak için üretildiği düşünülmektedir.

- Türkçe’deki “lale” sözcüğünün ise Farsça’da kırmızı anlamına gelen “lal” sözcüğünden gelmektedir.

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...