13.03.2018
Künye
İletişim
18.01.2004, 13:19:41 Güncelleme : 21.08.2016, 22:25:09

Böyle birini tanımıyoruz!

Semih Gümüş’ün, ’Yayınevlerine para karşılığı yazı yazan eleştirmenler var’ sözüne, yayınevlerinden ve yazarlardan yanıt geldi: Böyle bir eleştirmen tanımıyoruz, bütçemizde, eleştirmenler için ödenek yok.

Semih Gümüş'ün, Radikal'de çıkan söyleşisinde 'Yayınevlerine para karşılığı yazı yazan eleştirmenler var' sözüne yayınevleri ve yazarlardan yanıt geldi

Eleştirmen Semih Gümüş, Radikal'de çıkan söyleşisinde Türk edebiyatının, piyasanın sularına, popüler kültüre kapılmış sürüklendiğini söylüyordu. Aynı röportajda Semih Gümüş, ilginç bir tespitte bulunup, bağımsızlığını koruyamayan, hatta yayınevleri için 'para karşılığı' yazı yazan eleştirmenlerin var olduğunu da iddia etti.


Edebiyatın girdiği çıkmazlarda, sözün mutlaka Türkiye'deki eleştiriye geldiği göz önüne alınırsa, Semih Gümüş'ün sözleri yabana atılır gibi değil.

Biz de yabana atmadık, eleştirmenler ve yayıncılara 'Semih Gümüş'e katılıyor musunuz?' diye sorduk. Popüler kültürün, piyasanın etkisini kimse yadsımıyor ama 'iyi olan kazanır' fikrinde de herkes birleşiyor. Öte yandan herkes, parayla yazan eleştirmen olmadığı konusunda hem fikir. İşte tepkiler...


Mehmet Yaşin
(Doğan Kitap)

Başta biz olmak üzere, birçok yayınevinin popüler kültürün cazibesine kapılıp gittiklerini sanmıyorum. Doğan Kitap olarak listemize bakıyorum ve dünyanın en iyi yazarlarını, Türkiye'nin en iyi hikâyecilerini bastığımızı görüyorum.
Semih Gümüş'ün söylediklerine gelince; biz böyle bir eleştirmen tanımıyoruz, bilmiyoruz. Yaptığımız bütçelerde, eleştirmenler için ödenek diye bir hanemiz yok. Zaten Türkiye'de aklı başında kitap eleştirisi yazanların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor, içlerinde de böyle biri olduğunu sanmıyoruz.

Hepsi de böyle bir şey yapmayacak kadar onurlu arkadaşlarımızdır. Bir de kitap tanıtım yazıları var, onlar da dergilerin gazetelerin maaşlı adamlarıdır, ücretlerini oralardan alıyorlar. Bizim onlara verdiğimiz tek avanta, okuyup yazın diye gönderdiğimiz kitaplardır. Onun dışında bir şey vermedik, vermeyeceğiz...


Asuman Kafaoğlu Büke
(Eleştirmen)

Diğer eleştirmenlerle tanışmıyorum, bilemeyeceğim. Ama bana hiçbir yayınevi para ödemiyor, hiçbirine herhangi bir iş yapmışlığım yok. Büyük yayınevleri son bir-iki yıldır tüm kitaplarını yolluyorlar, tek ilişkim o. Popüler kültürün suyuna kapılma gibi şeylerde, günün dilini yakalama diye bir mesele var aslında.

Nasıl Shakespeare hem çok popüler hem sanat şahaserleri yaratan biriyse günümüzde de Pamuk, Updike ve Kundera bunu yapan kişiler. Bir şey var ki iyi roman okura ulaşıyor. Örneğin Puslu Kıtalar Atlası on yılda on beşinci baskı yapıyor bir kısım insan İhsan Oktay Anar'ı biliyor, yeni kitabını bekliyor. Oysa onun için hiç reklam yapılmadı, hakkında çok bir şey yazılmadı.


Ömer Türkeş
(Eleştirmen)

'Edebiyat dünyamızın piyasa kurallarınca belirlenmesi ve bağımsız bir eleştirel etkinlik eksikliği' tespitlerine katılmamak mümkün değil. Ancak, yayınevlerinin kimi yazarlara doğrudan 'para karşılığı' yazdırdığı iddiasını doğrulayacak bir bilgiye sahip değilim.

Aslında eleştirmen derken kaç kişiden söz ediyoruz ki? Bugünkü edebi konjonktürde, diyelim roman eleştirisi kapsamına sokacağımız kaç yazı yayımlanıyor? Yazılanlarsa, eleştirel bir bakıştan çok kitap tanıtımı niteliği taşıyorlar; yazar ve yayımcılarının beklentisi de bu yönde zaten. Yani kitap dergilerinde okuduğumuz kitap tanıtımlarının önemli bölümü sektörü destekler nitelikte.


Ayfer Tunç
(Yapı Kredi Yayınları)

Edebiyatı piyasa içinde düşünmeye başladığımız anda, edebiyatı kaybederiz. Ülkemizde yayıncılık nicelik olarak büyüdükçe, edebiyat kitabını da piyasanın içine çekmeye çalışıyor. Bu yeni bir şey değil.

Hızla tüketilecek
kitaplar yazıldı; bugün adlarını bile hatırlamadığımız yığınla edebiyat kitabının ilanlarını, geçmiş dönemlerin dergilerinde görebiliriz. Ama edebiyat-piyasa ilişkisini büyüten ve genel okurun, edebiyatı da piyasanın içinde görmesine neden olan aktörlerin arttığını düşünüyorum.

Gümüş'ün söylediklerine gelince. Eleştirmen olsaydım, ağır töhmet altında kaldığımı düşünür ve aklanmak için bu sözün ispat edilmesini, adların açıklanmasını isterdim.


Mürşit Balabanlılar
(İş Bankası Kültür Yayınları)

Edebiyatın, popüler kültürün değerlerine kapılıp gittiği doğru. Ancak bu yeni değil. Bugün fazla göze batıyor olması yayın dünyasındaki büyüme ve medyadaki dönüşümdür. Yazılı basın televizyonu ölçü aldı ve 'söyleşi' yükselişe geçti.

Diyelim, okur bir kitabın değerlendirmesini bekliyor basından. Ama basın bunu tercih etmiyor, söyleşi yapmayı seçiyor; söyleşi de olumlu oluyor tabii. Buna bağlı olarak söyleşi bir oyun olarak şu ilkeye dayanıyor: Yazarın ağzından yarım yamalak itiraf almak ve bunu skandala dönüştürmek. Sonuçta reklam, eleştirinin önüne geçiyor. Bu andan itibaren tartışılan kitap değil, söylenenler oluyor. Bu ortamda gerçek eleştiri güç kazanabilir mi?..


Feridun Andaç
(Dünya Yayıncılık)

Popülerleşmenin yaygınlaşmasıyla, birçok yayınevi eleştirmeni değil de kitap tanıtanları kendilerine kalemşör gibi görmeye başladı. Sanıldı ki her kitap tanıtımı ya da yazarla yapılan söyleşi, bir kitap eleştirisi.

Yayınevlerinin yanlış bir yönlendirmesi var; belli yayınevleri kitaplar çıkmadan birilerine dosyalar gönderiyor, bilgiler veriyor ve onlar üzerine yazmaları için görünmeyen bir baskı oluşturuyorlar. Bu da sonuçta olayı magazinleştiriyor.
Bir yayınevi sürekli bir yayın organında gözüküyor, yazarları sürekli belli bir yerlerde yazıyorsa sormak gerek, bu nasıl bir ilişki diye.

İşin suyu çıktı, kimse eleştiri yok diye ağlamasın; bence eleştirinin
önünü tıkayan popüler bir anlayışın mecrası olan yayınevleri de var.

Haberi Paylaşmak İçin...
Son Haberler
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Barış Kerem Cesur ile Sokak Fotoğrafçılığı üzerine...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba’’sı...
Rodos Şovalyelerinin kalesinde Theodorakis ’’Zorba...
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlayda’da
Damla Özdemir ’’Free Speech Zone’’ ile Galeri İlay...
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri çıktı!
27. Akbank Caz Festivali’nin ilk konser biletleri ...
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!
London Art Gallery Bağdat Caddesi’nde açılıyor!...