Editör'e Email:
info@sanathaber.net

[pixel]
[arrow]
 HABER ARAMA
 
[pixel]
[pixel]
 
-Aramak istediğiniz kelimeyi giriniz...


[pixel]



[pixel]
[arrow]
 ANKET
 
[pixel]
[pixel]
 
-Tiyatro TV'ye yenildi mi?
Evet, evde TV izlemek daha rahat
Tiyatro pahalı, TV parasız
TV dizileri de tiyatro işte
TV dizileri tiyatro sayılmaz ki!
TV eğlencelik, Tiyatro yaşam dersi
Yaşamımda her ikisi de olmalı


[pixel]

 

 
Zara, türkülerden Türk sanat müziğine geçiş yaptı. Zara’nın olabildiğince yumuşak sesi, sanat müziğine çok yakışmış..

Türkülerin başarılı yorumcusu Zara, son albümünde Türk sanat müziği alanındaki hünerini sevenleriyle paylaşıyor. Klasik eserlerden ‘nostaljik’ eserlere kadar 27 şarkının yer aldığı ‘Özlenenler 1–2’ adlı albümünde başarılı bir icra gerçekleştiren sanatçının, bundan sonraki zamanlarda türkülere geri dönmesi zor gözüküyor.

Özlenenler 1–2 adlı albümünde sanatçının yorumladığı Türk sanat müziği eserleri, şimdiye kadar dinlediğimiz eserlerden oldukça farklı. Yıllardır bu işin içerisindeymiş gibi en klasik eserleri bile ustaca icra eden sanatçı, olabildiğince sade olmaya özen göstermiş; eserin ruhunu bozan gırtlak oyunlarından mümkün olduğunca kaçınmış. Üstad Selahattin Pınar’ın hicaz makamında ‘Bir Bahar Akşamı’, Sadettin Kaynak’ın segah makamındaki ‘Bir Rüzgardır Geçer Sanmıştım’, Hacı Arif Bey’in nihavent makamındaki ‘Bakmıyor Çeşm–i Siyah’ eserlerini falsosuz olarak okuyan Zara, Yesari Asım Arsoy, Şükrü Tunar, Yusuf Nalkesen, Cinuçen Tanrıkorur ve Avni Anıl gibi bestecilerin eserlerinin hakkını vermiş. Sanatçının icradaki başarısına bir de saz heyetinin uyumu eklenince müzikseverlerin uzun süredir özlemini çektiği bir albüm ortaya çıkmış.

‘Kanal–kayıt’ denilen, her sazın ayrı ayrı stüdyoya girip ayrı ayrı kanallara kaydedildiği günümüz yöntemleri de kullanılmış 'Özlenenler 1–2'de. Bir yönetmen gözetiminde Zara ve saz heyetinin aynı sahneyi paylaştığı bir stüdyoda, tıpkı bir konser havasında kaydedilmiş albüm.

Film müziklerinden oluşan ‘Özlenenler 2’ye gelince; ‘Özlenenler 1’de klasik eserleri yorumlayan Zara, bu albümde ‘nostalji’ diye tabir edilen 30–40 yıl öncesinin popüler şarkılarını seslendirmiş. Saf ve kirlenmemiş aşkları içeren filmlerin dillerden düşmeyen şarkıları arasında Teoman Alpay’ın ‘Sarmaşık Gülleri’, Fecri Ebcioğlu’nun ‘Kalbi Kırık Serseri’, güftesi Türkan Şoray’a bestesi Teoman Alpay’a ait olan ‘Buruk Acı’, Suat Sayın’ın ‘Kederli Günlerimde’nin de içinde olduğu 12 eser yer alıyor. 1960 ve 1970’li yıllarda nice Türk filmleri vardı hafızalarda yer edinen; romantik ve dejenere olmamış aşkları içeren. Zengin delikanlı, babasının fabrikasında işçi olarak çalışan kızı görür görmez aşık olur; zengin baba bu evliliği istemez ve genç aşıklar ancak filmin sonuna gelindiğinde birbirlerine kavuşurlardı. Film boyunca üzüntüye boğulan seyircilerin bir bölümü, filmin sonunda mutluluk gözyaşlarına hakim olamazdı. Türk filmleri o yıllarda ilgiyle takip edilirdi.

Sinemamız Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Tarık Akan, Kadir İnanır, Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit gibi isimleri o yıllarda, bu ve buna benzer senaryolarla keşfetmişti. O dönemde kapalı gişe oynayan, şimdi hayal–meyal hatırlanan o filmlerdeki duygusallığı zirveye çıkaran şarkıları yıllarca dillerden düşmedi. Sözleriyle, müziğiyle bu şarkılar, sinemaseverlerin gönlünde filmlerden de öte yer edindi ve uzun yıllar çalıp söylendi. Hatta, filmlerden bağımsız olarak da o yıllarda birçok defa plaklara okunan bu şarkılarsa türkü albümleriyle tanıdığımız sanatçı Zara, yeniden gündeme getiriyor.

40’lı ya da 50’li yaşlarda olanların ‘Nerede o güzelim şarkılar’ dediği, daha genç olanların ise hayal meyal hatırladığı bu şarkılar, Zara’nın özgün yorumuyla yeniden hayat buluyor.

Geçtiğimiz yıllarda türkülerin yeniden gündeme gelmesinde önemli bir rol oynayan Zara; bu kez biri klasik şarkılardan, diğeri 1960 ve 1970’li yılların filmlerinde söylenen şarkıların yer aldığı iki kaset–CD ile müzikseverlere keyifli bir Türk sanat müziği dinletisi sunuyor. Üç türkü albümü ile tanıdığımız Zara için ‘Türk sanat müziği nereden çıktı?’ diye soranlar olabilir.

Hemen belirtmekte fayda var; bu albümden sonra Zara, asıl türkü okudu mu yadırganacak gibi. Çünkü, Zara’nın olabildiğince yumuşak sesi sanat müziğine çok yakışmış.

Bu ses, ciddi ve işin ağırlığını bilen sanatçı tavrıyla birleşince ortaya Türk sanat müziğini ustaca yorumlayan bir isim çıkmış. 1999’da Tarık Akan ile başrolü paylaştığı ‘Eylül Fırtınası’ filmi ile sinemada da adından söz ettiren sanatçıya, pek çok kişinin aklına gelen soruyu soruyoruz.

- Türk sanat müziği söylemek nereden icap etti?

- Konservatuvarda eğitimini almıştım; sonra rahmetli Bekir Sıtkı Sezgin’den dersler aldım. Zaten konserlerimde türkülerin yanında sanat müziği eserleri de icra ediyordum. Hep bir sanat müziği albümü yapma isteğim olmuştu, konserler sırasında izleyicilerden bu yönde telkin alınca artık sırası geldi diye düşündüm.

Türkü yorumcusu, sinema oyuncusu derken şimdi de sanat müziği solisti. Sırada bir de ilahi kaseti var Zara’nın yapmayı düşündüğü. ‘Nedir bu, bir arayış mı, yoksa bir ispat mı?’ sorumuza 'İkisi de değil.' diyor sanatçı. Peki, bütün bu enerjiyi nereden alıyor dersiniz? Birbirinden farklı ve zor üç kulvarda yaptığı işin daha ilk denemesinde hakkını veren sanatçı, sanki bu başarı başka birine aitmiş gibi bir mütevazılık içerisinde cevaplıyor soruyu:

'Cahil cesur olur derler.. Öncelikle kendimize değil de Yaratan’a güveniyoruz. Yaptığınız işte samimi olduktan sonra gerisi geliyor. Altyapımın bu tür müzikler yapmaya elverişli olduğunu düşünüyorum. Hem mektepli hem de alaylıyım. Türk halk müziğinde olduğu gibi sanat müziğinde de çok çalışmalarım oldu. İkisini de çok seviyorum.'

Abdullah Kılıç / İst

Kaynak: - Zaman


Haber Giriş Tarihi: 2.3.2003 23:49:28


 
 



© Copyright 2002 - sanathaber.net. All rights reserved. | KÜNYE